Peki, yaşamımızda duygularımızın ve tepkilerimizin sorumluluğunu ne kadar üstleniyoruz. Kendimizi kötü hissettiğimizde düşüncelerimizi mi sorguluyoruz, yoksa bu durumdan sorumlu birilerini mi arıyoruz? Dürüstçe söylemek gerekirse, başımıza gelen her musibetten sorumlu tutacak birilerini buluruz. Kimseyi bulamazsak koşulları suçlarız. Büyük çoğunluğumuz böyle yapıyor.
Düşüncelerinizin ve Duygularınızın Yüzde Yüz Sorumlusu Sizsiniz
Duygularımızın yüzde yüz sorumlusu olduğumuza itiraz etmemiz düşüncelerimizin de sorumlusu olmadığımız anlamına gelir. Üzgünüm ama bu mümkün değil. Nasıl düşünürsek düşünelim, böyle düşünmemize ne sebep olursa olsun, neticede düşüncelerimiz bize aittir. Doğrudur ya da yanlıştır ama onlar bizim düşüncelerimizdir, bizim zihnimizin ürünüdür. Benimsemediğimiz düşünceyi zihnimiz üretemez. Bir nedenle inanmadığımız şeyleri söyleyebiliriz ama bu, inanmadıklarımızı söylemeyi seçenin de biz olduğumuz gerçeğini değiştirmez.
Öğrendiklerinizi bilinçsiz yeterlilik düzeyine yükseltmeniz, başka bir deyişle kalıcı hale getirmeniz için yapmanız gereken, sadece dikkatinizi yaptığınız şeye (o her ne ise) yönetmektir.
Kendi ihtiyaçlarınızı, duygularınızı, beklentilerinizi dürüstçe tanımlayabildiğiniz ölçüde; kendi iç dünyanızla gerçekten ilişkide olduğunuz ölçüde sağlıklı iletişim kurarsınız. Bununla birlikte sadece ne istediğinizi bilmeniz de yeterli değildir; ne isteğinizi başkalarına net bir şekilde anlatabilmeniz gerekir.