ayşe tango

ayşe tango
@deyi
20 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Paşa'nın dinlemediğini farkedince, sustu; hafifçe, içini çekti; bir eli, boynundaki kehribar tesbihin tanelerinde, soruyor: "...vaziyet çok mu ümitsiz, Paşam?" Mustafa Kemal, sezgisini takdir eden bir bakışla, Fikriye'ye gülümsedi; diyor ki: "...ümitsiz vaziyet yoktur Fikriye, ümitsiz insanlar vardır; başkumandanlığı uhdeme almadığım için, öyle zannediyorlar..."
Sayfa 191·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
...biz buraya, kaçmaya mı geldik, ölmeye mi?..” Çift kanatlı, kuyruğunda ‘mavi istavroz', iki bombardıman uçağı; Ankara'nın üzerinde, dolaşıyordu; hedefi ayarladılar mı alçalıp, bombalarını, kopmuş bir tesbihin taneleri gibi, salıveriyorlar: arkasından, yükselen motorun uğultusu, zincirleme infilâklar; bogucu bir duman! Ana hedefin istasyon olduğu, hemen anlaşılmıştı; çünkü daireler, onun üzerinde çiziliyor; dalışlar, ya yüklenmekte olan, yedek raylara çekilmiş, 'marşandız' katarının; ya da boşaltılmayı bekleyen, çilekeş kağnıların üzerine yapılıyordu.
Sayfa 165·Kitabı okudu
Pılısı pırtısı, arabasına yüklü; çoluğunu çocuğunu bindirmiş, kendileri yaya, yaşlılar. Bir ellerinde gemici feneri, hem yürüyüp hem bebeğini emziren, körpe analar ki, eyalleri bilinmez hangi ateş sofrasındadır; sakalını ve cübbesinin eteklerini, savurta savurta giden, sarıklı birkaç ‘pîr-i fâni’; katırına binmiş, küfeleri yarı ev, yarı mutfak eşyası dolu; tavası elinde, geçkin dul kadın. Gözleri korkuyla açılmış küçücük oğlunu, kağnısına oturtmuş; elinde övendire, yularından çekerek öküzünü götüren, şehit karısı; hepsi, hesaba sığmaz bir keder ve ıstırap ağırlığının altında ezilmiş; karanlığı, zayıf ve yorgun fenerleriyle benekleyerek, ağır ağır, şehirden uzaklaşıyorlar.
Sayfa 162·Kitabı okudu
(...Ahmet Ziya, bir akşam aynı konuyu, 'Baytar' Salih 'Yoldaş'la konuştuğunu hatırlamıştı; Şeyh Musa Mahallesi'ndeki evdeydiler; kalın ve ağır yağmur bulutları, minarelere sarkmış; uzak ve yumuşak gök gürültüleri işitiliyor; ayrıca bitişik ahırdan, beygirlerin aksırıkları . O da 'asker' olduğundan mı nedir , Salih Yoldaş, Mustafa Kemal'i anlamaya; hiç değilse, açıklamaya çalışıyor; dudaklarında o müstehzi tebessüm, o günde de demişti ki: "..hayatı istiklal fik-ri üzerine müessestir; bunu adeta mukeddesat telakki eder; o yapıdaki adam, İngiliz'e ‘istiklâl-i tam' diye meydan okuyup, Moskof'a teslim olabilir mi?! Cevabını arayan sual budur; sen Hâkimiyet-i Milliye’yi okumuyor musun?.." "...böyle bir teslim talebi, bildiğim kadarıyla, mevcût değildir; lâkin söyler misiniz, şüphe ve endişesinin membai nedir?” *Baytar' Salih Yoldaş, elindeki sığırsiniri kırbaçı, çizmesine hafif hafif vurarak, kısacık düşündü; arkasından: "...kimbilir” dedi, “...belki de Osmanlı-Rus münasebatının yakın ve hunhar tarihi!”...)
Sayfa 76·Kitabı okudu
..benim sarı paltom, Nâzım'ın gri paltosu. Ve ben sıskacık, Nâzım üç arşınlık boyu ve mücessem heybetiyle, nasıl etrafına dehşet saçıyorsa; ben de iskeletvári vücudumla, aynı dehşeti saçıyorum. Tam tezat teşkil ediyorduk. Herkes, ‘kim ola bunlar?' gibisine, dönüp bize bakıyordu; ve biz de, herkese bakıyorduk. Mes'ul kim? Bu memleketin böyle kalmasında, mesul kim?..
Sayfa 55·Kitabı okudu