ayşe tango

ayşe tango
@deyi
20 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Ben onlara çoban diyorum ama onlar kendilerine iyiler ve kötüler derler. Ben çoban diyorum onlara ama onlar, kendilerine hak dininin inananları derler. İyilere ve doğrulara bakın! En fazla kimden nefret ediyorlar? Kendi değer yargılarını kırıp dökenlerden, bozandan, yasa bozandan; hâlbuki o, yaratıcıdır. İnanç askerlerine bakınız! En fazla kin besledikleri kim? Kendi değer yargılarını parçalayandan, yasa bozandan; hâlbuki o, yaratıcıdır.
Sayfa 20·Kitabı okudu
İnsanı büyük yapan, onun köprü olabilmesi, amaçları değildir. İnsanı sevilesi yapan, onun karşıya geçiş, batış becerisidir. Yaşamayı bilmeyenleri severim ben, yeter ki batmasını bilsinler, çünkü karşıya geçebilen yalnızca onlardır. Büyük küçümsemeleri severim, onlardır derin saygılar duyulan, onlardır karşı kıyıya yönelen özlemin okları. Batmak, kurban olmak için yıldızların ötesinde bir nedene gereksinimi olmayan, yeryüzü bir gün üstinsan dolsun diye kendini adayanları severim.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Böyle buyurdu zerdüst
Bakın, size üstinsanı öğretiyorum! O, yeryüzünün anlamıdır. İradeniz üstinsan yeryüzünün anlamıdır desin. Kardeşlerim sizlere yalvarıyorum, yeryüzüne bağlı kalın. Size dünya ötesi umutların sözünü edenlere inanmayın. Onlar bilerek veya bilmeden zehir saçanlardır. Onlar, hayatı hor görenlerdir. Küflenip zehirlenmiş kişilerdir. Yeryüzü de onlardan usanmıştır. Bırakın gitsinler!
Sayfa 9·Kitabı okudu

ayşe tango

, bir kitap okudu
Puan vermedi·468 syf.·
91 günde okudu
·
2022 3. kitabı
Attila İlhan
9/10 · 439 okunma
kruvazörlerinin karanlığı tarayan projektörleri, tam o esnada, pencereyi yaladı, bu yoğun ışıkla, Gâzi'nin profili bir an yaldızlanır. Eliyle onları göstererek, dedi ki: "...efendiler... İngiltere ile hâl-i harb de olmasaydik...söyler misiniz, bu donanma bu körfezde bulunabilir miydi? İngiltere ile, yüz kere, bin kere hál-i harbdeyiz, biz!.. "" Gâzi, karanlıkta projektörlerini, bazen denizdeki sandallar ve mülteciler; bazen kordonboyu kalabalığı üzerinde dolaştıran, itilâf donanmasını, iki parmağı arasında sigarasını tuttuğu, sağ eliyle gösteriyordu; sol eli, âdeti üzere, pantolonunun cebindedir Dönüp masanın başına yürürken, sesinde aynı ciddiyetle: "...İngiltere'nin teşvik, tahrik, hatta takviyesi olmasaydı... Yunanistan, Izmir'i işgâle tevessül edebilir miydi?.. Efendiler, şunu bilesiniz ki şark-ı kâripde, Londra'dan habersiz, bir sinek dahi uçamaz..." Masasının karşısında, ayağa kalkmış İstanbullu gazeteciler ellerinde bloknotları, not alıyorlardı. Yakup Kadri, bir sual sordu: "...binaenaleyh, Ankara'nın nokta-i nazarı bu merkezdedir, diyebilir miyiz Paşam?" Mustafa Kemal Paşa, sigarasının dumanları arasından, cevap veriyor: "...ona ne şüphe!.. "" Sigarayı tutan sağ elini, projektörün yeniden yaladığı pencereye uzatıp, sesinde gizli bir hiddetle ilâve edecektir: "...hakikat şudur ki...Izmir'in istirdâtını müteâkib...bu işgal donanması Körfez'den defolup gitmeliydi..." Paşa'nın son söyledikleri öyle yoğun bir hiddet içeriyordu, ani bir sessizlik olusuyor:
Sayfa 356·Kitabı okudu