lumière du soleil

SPOİİİİ!!! Beni aptal yerine koyma, Kâbus! Sesim bıçak gibi keskindi. Yoksa sana Çoban Kral mı demeliyim?
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dünn geceyi hatırladım. Sırtına yaslanırken Ravyn’in kalbinin kulağımı dolduran atışları, sıcaklığı içime işlemişti. Ellerinin belimde olduğu hissi
Göründüğü kadar korkutucu değil,” dedi. “Ama sen öyle kolay kolay korkmazsın, değil m i Bayan Spindle?” “Elspeth,” diye hatırlattım. Burnu kırışırken dudakları yukarı doğru kıvrıldı. Göğsüm daralarak gülümsemesini izledim. “Beni de korkutan bazı şeyler var,” dedim. “Kral. Hekimler. Şövalyeler.” Ravyn başını eğdi. “Tüm Şövalyeler mi?” “Artık seni bir Şövalye olarak nitelendirip nitelendiremeyeceğimi bilmiyorum.” “Başka ne olabilirim ki?” Dudaklarım kıvrıldı. “Haydut.” Gülümsemesi genişledi.
“Önümüzdeki günlerde üzerimizde sadece ailemin gözleri olmayacak,” dedi. Sesi alçak ama gümbürdeyen bir fısıltı gibiydi. “Hâlâ rol yapmak istiyor musun?” Flört kelimesini söylemedi. Ciğerlerim kafese tıkılmış çılgın bir kuşun kanatları gibi ezildi. Ne söylemek istediğimi biliyor­ dum ama göğsümün içindeki küçücük, narin bir şey, dilimin ucundaki evet cevabına direndi. “Sen?” Duraksayışında direnç hissettim, o da söylenmemiş şeylerin dünyasına yenik düşmüştü. “Rol yapmak zorunda kaldığım pek çok şey oldu,” dedi, başparmağı belim boyunca küçük, nazik daireler çizerken. “Seninle flörtleşmek onların en kolayı.”
“Bizden çok az var, Bayan Spindle. Sandığından daha özelsin. Seni incitmiş olabileceğimi düşünmek bana acı veriyor. Ben... özür dilerim.” Durdu. “Ağaçlar aşkına, özür dilerim.”