"Türkiye halkları" diye bağırıp soygunculuk yapan geri zekâlı bir anarşiste "İkinci Ata-türk" diyen haysiyetsiz insanlar görüldü. Atatürkçülük-ten başka hiçbir prensip tanımadıklarını söyleyenler, Atatürk'ün adını unutturmak için elinden geleni yapan, para ve pullardan, resmî dairelerden resimlerini kaldır-tan, mezarını yaptırtmayan İnönü'yü millî kahraman ilân ederek Anıtkabir'e gömdürdü. Millî düşmana kardeş diyen alçaklar çıktı. Bütün bu adamlar normal midir? Bunlara ne sıfat verilebilir? Bir adam ya odur, ya budur. İnsan aynı zamanda hem Türk, hem İngiliz; hem Müslüman, hem Katolik; hem milliyetçi, hem şeriatçı olamaz. Oldum diyen hiçbirisi değil, sadece ikiyüzlüdür. Milliyetçiyim diyen adam kendi tarihinin 3000 yıllık olduğunu bilir. Tarihine 1000 yıllık diye bakan kimse cahildir, yobazdır, yozdur, Türk değildir. Türk budun, ökün!.. Kendine gel. Aklını başına topla. Her söze, herkese inanma. Beynini işlet. Geçmişini hatırla. Seni nelerin yükseltip, nelerin alçalttığını düşün. Safsatalardan uzaklaş. Şunun, bunun ardından gitme. İşkembe kazanından dîba çıkamaz. Yüz defa aldandı-ğın, aldatıldığın halde hâlâ iyiyle kötüyü seçemeyecek misin? Yüzlerce büyük millî kahraman dururken may-mun suratlı, kan içici, riyakâr Asya ve Avrupa serserile-rinin resimlerini duvarlarına asacak kadar beyinsiz ve haysiyetsiz olanlara gerçeği öğretmek için boşuna vakit harcama. Onlarsa belâlarını bulacaklar. Sen vakit kaybetmeden bir baltaya sap olmaya çalış. Bir baltaya sap olmak demek, millete hizmet edecek bir yer, bir su başına geçmek demektir. Makamlar, mevkiler ancak Türk milletine yararlı olabilmek içindir. Bunu da yapamazsan Türk milleti ancak tarih yaprak-larında kalacaktır. Ötüken, 10 Haziran 1975, Sayı: 6
Sayfa 384·Kitabı okudu
`Bir resim bir ressamı ağlatır bir yerlerde Bir eşya bir hamalı Ben hâlâ öğütülen anılarıma değil Değirmene inanırım Bu derin aldanış kimden kalmadır Bu uzaklık, bu diba Söyle bana hindiba...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Söyle Bana Hindiba Kartallar uçar mı bir harâbeden Köprülerden benim yârim geçer mi Sen neden bu kadar güzelsin, bilmem Taşırsın yeryüzüne ebedî tohumları Ben ise kuruyacak bir suyun mahkûmuyum Avuçlayıp öpüyorum kumları Bir karadelikten bakarken hayat Meydan okuyanlar kim bu serâba Söyle bana hindiba Sen nasıl bu kadar ceylan koşması Sen nasıl bu kadar yollar aşması Sen nasıl bu kadar güneşe meftun Sen nasıl bu kadar sahra çeşmesi Ben rüzgâr değilim, dokunmam çiçeklere Ben kara parmaklı insan değilim Kirpik uçlarımdan kayar yıldızlar Bilemezsin, hayal akşamlarında Renklerini kuşatan Damıtılmış gözyaşıdır ömrümün Ben boşluğa üfleyen cellat değilim Karayele verdim ayaklarımı Söyle bana, eceli kim tutar perçeminden Hangi ölü bilmez nereye gittiğini Sen miydin o mehpâre, o memnû, o dilruba Söyle bana hindiba
Ben korku değilim kapı aralarında Pencerenin infilâkı değilim Gölgeleri yüzlerinden tanırım Bir resim bir ressamı ağlatır bir yerlerde Bir eşya bir hamalı Ben hâlâ öğütülen anılarıma değil Değirmene inanırım Bu derin aldanış kimden kalmadır Bu uzaklık, bu diba Söyle bana hindiba
`Bu derin aldanış kimden kalmadır Bu uzaklık, bu diba Söyle bana hindiba.
Eşqa Welat
Bihar hat şin bûn giya Û li ber kirin xemilîn çiya Geştan bikin ser kaniya Ji xeyri di çit şibhê ziya Beraq, pak û safıya Eşqa welat! Eşqa welat! Te cerg û meylakê me pat. Carekî din min diba xwezî Konê di reş kiribit bi zî Tu mast li ser avê tazî Zeryet wekî sirmê kezi Li bêriyê li pey bizinan dibezî E şqa welat! Eşqa welat! Te cerg û meylakê me pat Bo çi ji te em bûn cûde Me terk kirin lezet sefa Şahan goçe dana geda Hatin li bin xaniyî me da Eşqa welat! Eşqa welat! Te cerg û meylakê me pat. Kanî! Welatê serhedan Sotim ewan ateş gedan Lewra go ger bûne şivan Dengê bilûran naliyan Dengê hawaran gaziyan Eşqa welat! Eşqa welat!
Sayfa 69 - aram yayınları·Kitabı okudu
Kurdî