Mahpus, parayı kudurmuş bir hırsla, hastalık ölçüsünde sever; eğlencelerde, içki âlemlerinde elindekini har vurup harman savurmasıysa sadece uğrunda parayı zerre kadar esirgemediği şeyleri, paradan bir derece üstün tutmasındandır. Peki, bir mahpus için paradan da kıymetli olan şey nedir? Hürriyet ya da hiç olmazsa onun hayalidir. Mahpuslar müthiş hayalci insanlardır.
Yılların beni bu köşeyi de arayacak hale
düşürmesi ihtimalinden dehşet duyuyordum; insanın, ne derece büyük olursa olsun her türlü felakete alışıverdiğini daha o zamanlar sezmeye başlamak da ürkütüyordu beni. Ama bütün bunlar şimdiden düşünülecek şeyler değildi; şimdi çevremdeki her şey aykırı, her şey korkunçtu…
Sıradan bir insanın sürgünde karşılaşacağı muhit yine kendi muhiti, hatta daha da gelişmiş bir muhit olacaktır belki. Şüphesiz yurdunu, ailesini ve bunlar gibi değerli pek çok şeyini kaybetmiştir, fakat muhiti, yine her zamanki muhitidir. Aydın bir kimse ise, yalnızca kanuna uyularak aşağı tabakadan biriyle aynı cezaya çarptırılmakla çok defa ötekine göre daha zararlı çıkmıştır. Artık tam bir yoksunluğa katlanıp alışkanlıklarının çoğundan vazgeçmek, onu doyurmayacak bir çevreyle temas etmek ve bir türlü alışamayacağı bir havayı solumak zorundadır… Tam sudan çıkmış bir balık gibidir… Böyle bir adama, kanunun kendisi için uygun gördüğü ceza on kat daha ağır gelir. Bu bir gerçektir… Hatta üzerinde fedakârlık yapılacaklar yalnızca maddi alana ait olsa bile…