Bir ulusun köleliği; kendi vergileriyle hayat verdikleri kurumların diğerlerinin eline geçmesiyle başlar, kurulan nükleer santrallerin yaydığı zehirle yetişen nesillerin, hayatta kalmaktan başka hiçbir şeyi önemsemeyecek sağlıksızlıkta olmasıyla devam eder ve samanı bile yurtdışından ithal eder hale gelmesiyle doruk noktasına ulaşırdı.
Bireysellik algıları yok. Herkesin motivasyonu bir başkası gibi olmak. Birey yok, biri gibi olmak var. Bireyselliğin keşfiyle ancak gelişebilecek kolektif bir bilinçle üretken arılar gibi yaşayabilecek potansiyelleri varken, tüketime adanmış bir sistem içinde önüne gelen her şeyi tüketen ve amaçsızca üreyen yağmacı çekirgeler gibi yaşıyorlar.
Karakter yok. Toplumda karakterlere yer yok. Kendini para ile koruyamıyorsan karakter sahibi olman çok tehlikeli olabilir. Karakterli bireylerin kalabalıklarca öldürüldüğü bir yaşam kurmuşlar. Tarihleri katlettikleri karakterlerle dolu. Uygarlığın gelişmesine katkısı olanları öldürüyorlar yaygın olarak.
Nesillerine mutluluğu hedef gösteriyorlar. Herkesin amacı mutlu olmak! Sanki yaratılışın ana amacı mutlu olmakmış gibi ciddi bir yanılgı var. Daha da korkuncu, mutluluğu çiftleşmeye odaklamışlar ve insansı yetişkinlerin hemen hemen hepsinin ortak hedefi hayatlarının aşkını bulmak. Aşkı bulmaya adanmış bu yaşamsal mutluluk anlayışı, aklı bozacak şekilde deforme olmuş bir cinsellik anlayışına bağlanmış.