İnsanların kalbini, onları mutlu edebilecek basit neşeleri zedeleyenlere yazıklar olsun! Zalim bir zorbalığın mahvettiği bu mutluluğun yerini, dünyadaki hiçbir armağan ya da iyilik dolduramaz.
Canlı ve meraklı duyularımızın kısıtlı sınırlarını düşününce, tüm enerjimizin salt ihtiyaçlara aktarıldığını gördükçe -ki bunun da sefil bir var oluşu sürdürmekten öte bir yararı yok- ve sonra da araştırmalarımızın sonunun pasif bir boyun eğmeden daha fazlası olmadığını, hapishane duvarlarımızı parlak şekiller ve ışıltılı manzaralarla süsleyerek mutlu olduğumuzu düşünüyorum.
Kitabı okuduğunuzda büyük bir ihtimalle 1774 yılında yazıldığına şaşıracaksınız. Werther, kuşaksız, zamansız bir genç adam. Yolda birçoğuyla denk düştüğümüzden eminim.
Dili yormayan, çok “insan” kokan, çabasız güzellik niteliğinde bir kitap. Empati kurmak için en ufak bir çaba sarf etmiyorsunuz okurken. Bir bakmışsınız, her karakter sizsiniz.
Naçizane önerimdir, ben geç kalmıştım (bence), sonunda okudum :)