" Nasıl paramparça bir gökyüzüydü bu böyle… Bu konuda iki yüz sayfalık bir kitap yazabileceğini düşündü. Yalnız ilk sayfaya GÖKYÜZÜ PARAMPARÇADIR diye yazacaktı. Geri kalan bembeyaz sayfalara bakan insan, gökyüzünü hayal edebilecek; sayfaları çevirdikçe, gökyüzü parçalanacaktı zaten. Bir cümle söyleyebilmek için -o da çoğu kez yalan- koca kitaplar yazılıyordu. En azından kapaklarına " Bu kitap bilmem kaçıncı sayfadaki o sarsakça cümleyi söyleyebilmek için yazılmıştır " diye bir not düşülebilirdi. Böyle olmayınca, kitabın anlatmak istediği saçmalık yüzlerce sayfanın arasına gizleniyor; ne yazan ne de okuyan bunca kalabalığın arasında aradığını bulabiliyordu. Bir de anlamadığını ya da kendi bildiğini kitaba söyletmeye gelince iş, " Pes! " dedi içinden. Kimseye tokat atmamıştı bugüne dek; ama içinde ukteydi.