Dünya gözenekliydi, çatlakları vardı, altında başka bir sene vardı. Bu daha evvel de aklıma gelmişti ama öyle olduğunu ancak şimdi gerçekten hissediyordum.
Gökyüzünü tanıdıkça, yıldızların isimlerini öğrendikçe, Ay'ın yüzeyinin daha çok parçasını gördükçe büyüdüğümü hissediyorum. Uzayı istila ediyorum, dünyaya yayılıyorum. Canavar olmanın farklı bir yolu bu. Karanlıkta. Bahçede. Doymak bilmez gözlerle. Yüne bürünmüş bir canavar.
Gece geç saatlere kadar dışarıdayım, evimde olduğumu hissediyorum, güneye, kuzeye, doğuya ve batıya bakıyorum. Yıldızlı gökyüzünün altında nefes alıyor, takımyıldızlar buluyor, görüntüyü netleştiriyorum. Sonra eve dönüp yatıyorum. Yıldızların altındaki bir evde nefes alıyor, uyuyor, evin sesleriyle uyanıyor, yakında yine göğe bakma vakti diye düşünüyorum.
♡♡
Gökyüzünün bir örüntüsü var. Tekrarlanıyor. Sana evindeymişsin hissini verebiliyor.
...
Gökyüzü büyük ve dokunulmaz, evren genişliyor ve insan devasa bir dünyadan küçük küçük ısırıklar alan önemsiz bir canavara dönüşüyor.
Peki ama öbür yarısını yitirmiş çiftler aynı evde oturmaya nasıl devam edebiliyor? Yıldan yıla nasıl aynı hayatı yaşayabiliyorlar? Aynı odalarda, aynı günlük hayat. Nasıl yapıyorlar bunu?