Tanrılar güçlerinin yetersiz kaldığını görünce, gücü nihai olarak geldiği yere, yani dişi ilkeye geri vermek zorunda kalırlar. O yaşam gücüdür; hem doğal hem de doğaüstü denen boyutlarıyla içimizde yaşar. Yunan dünyasında da gizem kültlerinin, tanrıça Demeter'in, Persephone'nin, Mısır'da ise İsis'in, Nephthys'in doğuşunu görüyoruz. Bunlar yeniden doğuma götüren rehberlerdir ve Meryem Ana olarak Bakire Anne sembolüyle gelen onların sembolojisidir.
Öte yandan, tarım sistemlerinde Tanrıça önem taşır, en başta gelir. Evrenin yaratıcısı olmakla kalmaz, evrendir ve biz onun çocuklarıyızdır. İnsanın bir anneden gelmesi, annesinin bedeninden ve özünden olması gibi, bizler de evrenden geliriz.
Tanrıça ile ilgili önemli olan nokta, kadınların tahtta oturarak anaerkil toplumda yönetici olup olmadıkları değildir; önemli olan Kadın olma niteliğinin, Kadın olmanın, Kadın'ın anlamının anlaşılması, bilinmesi ve buna saygı duyulup duyulmamasıdır.
Sanat doğaya ayna tutar. Ayna motifi çok önemlidir; aynada yansıtılan bütün bu formlar aracılığıyla formun ötesindeki bir şey konuşur. Tibeť'e özgü "ayna meditasyonu"nda kişi aynaya bakar ve kendini görür, ardından aynayı parçalar ve hiçbir şey olmadığını bilir. Kişinin bedeni, aynanın kişinin bengi yanını yansıttığı yerdir.