Ursula şöyle yazar:
“Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen, hep güzelmiş gibi görünür. Gezegenler, yaşamlar…
Ama yakından bakıldığında dünya yalnızca toz ve kayadan oluşur.
Günden güne yaşadığında ise, hayat zor bir meslektir. Yorulursun, bir noktadan sonra yoruldukça ritmi kaybedersin.
Mesafeye ihtiyacın vardır.
Dünyanın güzelliğini görmenin en iyi yolu ona aydan bakmak ise, yaşamın güzelliğini görmenin en iyi yolu ona ölümden bakmaktır. “
Ve aynı düşünceyi Hakan Günday’da şöyle ifade eder:
“Önemli olan hep hangi açıdan baktığındır derler. Buna inanmıyorum. Asıl önemli olan, hangi mesafeden baktığın. Ben, her şeye mikroskopla bakıyorum ve hepsi korkunç görünüyor. Hayat, her bölümde ayrı bir hikâyenin döndüğü neşeli bir dizi değil, sonunda herkesin öldüğü ve katilin bulunamadığı sıkıcı bir filmdir.”
Son olarak Goethe Faust’ta şunu yazar:
“İşte bu, aynasıdır insan gayretlerinin.
Derin düşünürsen, daha iyi anlarsın ki:
Renkli bir akıştan ibarettir hayat dediğin.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayat bana şehirler arası otobüs yolculuğu gibi geliyor. Sürekli hareket halindesinizdir ve camdan dışarı baktığınızda gözünüzün önüne gelen görüntüler hemen hemen aynıdır. Ama bazen tüm o sıradanlığın, aydınlığın içinden sizi çekip çıkaran bir yerden geçersiniz. Yol boyunca uzayıp giden, kupkuru, sapsarı otlardan sonra kısa bir süreliğine yemyeşil, hayat dolu bir orman seriliverir önünüze sanki. Bu, kimi zaman bir başarı, kimi zaman bir kavuşma, kimi zaman da bir tanışmadır. Sonra o ormanı da geride bıraktığınızı fark edersiniz. İneceğiniz şehre varmışsınızdır artık. Demem o ki yolun başı ve sonu bellidir aslında. Bu yüzden önemli olan, yolculuk sırasındaki güzelliklerin farkına varmak ve geçirilen güzel anların, anılar haline gelmeden önce onların tadını alabilmektir.
İnsan, kaybettiği şeyleri elbette özler. Yeri dolmayacak şeyler vardır bu hayatta. Unutulmaz şeyler hiç unutulmayacak şeyler vardır. Bir gün bir gece yarısı ansızın aklına düşecek şeyler..
Hatıralar, insanlar, duygular, iz bırakanlar vardır ve unutulmazlar. Hep bir yerde yara izi gibi taşırız onları. Kabuk bağlamasını, sızısının dinmesini, bir daha kanamamasını dileriz. Geçmesini beklemekten başka bir şey gelmez elimizden.