Eliza pencereye en yakın döşeğin, kız kardeşi Anne öldükten sonra boş kalan öbür yarısna söyle bir bakmış. Annesine bakınca onun da aynı şeyi yaptığını görmüş ve, Onu hiç düşünüyor musun, geceleri ayak seslerine, sesine, nefes alıp verişine kulak kabartırken buluyor musun kendini, ben bunu hep yapıyorum, demek gelmiş içimden. Bir gün uyanıp onu yine burada, yanımda bulacağımı düşünmeden edemiyorum; zaman bir şekilde büzüşecek ya da ikiye katlanacak ve onun yaşadığı nefes alıp verdiği ana geri döneceğiz sanki.
Ayrıca çocuklara bu dersleri vermnin ne anlaı var ki? İkisinin kaderi de babaları ve abileri gibi birer çiftçi olmak değil mi? Ama zaten onun ne işineyaramjl ki? Klasik dilleri öğrenerek geçen onca yılın ardından, şu geldiği yere bak; dumanla kaplı bir salonda, koyun yetiştiren bi çiftçinin oğullarına zorla fiil çekimlerini ve cümle düzenini öğretmeye çalışıyor.
Gökbilimciler Dünya’yı nelerin beklediğini anlamak için gezegen ve gök cisimlerinin konumlarındaki en ufak kaymaları ve değişimleri bile nasıl okursa, en büyük oğul da babasının ruh hallerini ve yüz ifadelerini okumakta öyle uzmanlaşmış.