Hep soruyorum kendime, “gerçek yoksullar nerede?” diye. Cevap hep aynı: her yerde. Çok’luklarının arkasında saklanıyorlar. Ayrıca, yalnız onların oturduğu büyük kentler var. Onların içinde saklanıyorlar. Güzel yerlerden geçmiyorlar. Geniş caddelerden sakınıyorlar. Çalışıyorlar genellikle. Bu onları en iyi gizleyen şey. Açlıklarını giderecek şeyler alamadıkları belli olmuyor; çünkü dükkanlara uğramıyorlar, satın almamak için. Bunlar gecekondularda oturan halk yığınları. Çağın gereklerine uyan mahvoluşları görünmüyor (gizli, ama toptan bir mahvoluş!). Yok edilecekler ama, bu yok ediliş yıllarca sürecek. Bozuk, hem de az gıda, çürümüş evler, gerçek hayattan koparılış, bütün bunların bir adamı tamamen yok edişi için yıllar gerekir, insan inanılmaz dayanıklılıkta bir varlık. Yavaş yavaş, parça parça ölür, uzun bir süre daha, insan gibi görünür.En sonunda gerçek ortaya çıkar ve tümüyle yıkılır. Bu garip tükenme şekli yığınların önüne geçilmez tükenişinin ciddiye alınmamasına yol açıyor.“
“İnsan bu hayat için
Cin değil yeterince
Yalan dolan içinde
Hiç değil bilincinde.
Evet, bir tek bir amaç
Görünürde ışık saç
Edin bir amaç daha
Sonra da hepsinden kaç.”