Benim için çok arada olan bir kitaptı. Bu kadar yüksek puan almasının tek nedeni Rosanna karakteriydi. Bir dark romance içinde okuduğum en iyi karakter gelişimine sahip kadındı. Tüm engellemelere rağmen her şeyi söke söke aldı ama Diego olaya girince... Gerçekten hiç sevmediğim bir erkek karakter oldu. Rosanna önünde sürekli bir engel olduğu gibi ona karşı hareketlerini hiç sevmedim. Elbette bir dark romance olduğu için ne beklediğimi biliyorum ama Diego gibi de boş birini beklemiyordum. Sadece kendi egosu peşindeydi.
Hikayenin ilk kısımları çok güzel aksa da sonları bir türlü akmadı. Bunun yanında birçok şey çok aceleye geldi maalesef.
KargaAşkın Nur Karataş · Lapis Yayıncılık · 2024202 okunma
Sen Dünyaya Gelmeden "Margaret Mazzantini"
️
2009 yılında İtalya'da verilen saygın ödüllerden "Premio Campiello" ödülünü almış, 15 dile çevrilmiş bir kitap "Sen Dünyaya Gelmeden". Aynı zamanda başrollerinde Penelope Cruz ve Emile Hirsch'in oynadığı 2012 yılı yapımı filme uyarlanmış ve yazar senaristliğini de yapmış filmin.
Kitabın şu an yeni baskısı yok. Ben de zaten yakın zaman önce 2. el olarak temin ettim. Kitabın ismi çok etkilemişti beni okumadan önce. Okurken ve bitirdikten sonra ise beni çok etkileyen, çok sarsıcı ve derin izler bırakan bir kitap oldu.
Yeniden ne zaman basılır bilemiyorum ama takip etmenizi ya da sahaflardan edinmenizi kesinlikle tavsiye ederim.
Bu kitapla ilgili çok farklı değerlendirmeler var öncelikle. Belki de bazıları filmin etkisinde kalarak yazılmış. Ben filmi izlemedim. Yani salt okumuş olarak yazıyorum incelememi. Biliyorum ki beyazperde bakış açımızı farklılaştırabiliyor. Tam da bu nedenle kimi savaşı, kimi aşkı, kimi de anneliği anlatan dramatik bir kitap olarak ele almış. Elbette kitapla ilgili incelemelerde değindikleri savaş, ağır kayıplar, büyük dramlar da var ama bana göre kadın ve anne olmak sanki hepsine çatı olmuş.
Gemma'nın evinde İtalya'da başlayan kitap; o ve oğlu Pietro'nun Saraybosna ziyareti ile devam ediyor. Bu seyahat aslında oğluna, babasının öldüğü topraklarda köklerini bulması için olanak yaratma çabası Gemma'nın.
Gemma'nın, Bosna'da Diego'ya aşık olması; Diego'nun Gemma'nın ardından İtalya'ya gelişi, evlilikleri, sosyal ilişkileri.
Gemma'nın ailesi ile etkileşimleri. Bence burada da aile bağları adına, altı çizilerek okunacak, hepimizden izler var.
Yazar bu noktadan sonra aslında olay örgüsünü bir kadının varoluş mücadelesine odaklıyor. Anne olma arzusu, çabaları, bu uğurda göze alınanlar. Çok sarsıcı bir
Merhaba bugün sizlere çok sevdiğim bir okuma ile geldim.The Kitap Yayınları ndan çıkan "ZÜRAFALARLA BATIYA DOĞRU" kitabı.
Ana karakteri hayvanların olduğu her kitabı çok sevmişimdir zaten.Bir de gerçek bir olaydan ilham alınmış olması daha bir can alıcı oldu benim için.
"İnsan ruhunun bir parçası,hayvan sevgisini tadana dek uykudadır."
Kitap çok sevdiğim bir sözle başlıyor.
Kitap bizi 1930lu yılların cAmerika'sına götürüyor. O zamanlar Büyük Buhran döneminin yaşandığı yılların sonlarına denk geliyor.Bu dönemde kıtlık bir yandan tufanlar bir yandan yaşam koşullarının çok zorlu olduğu dönemlerdi.
Bu buhran döneminde bir gemi kazasında mucizevi bir şekilde hayatta kalmayı başaran iki zürafanın Newyork'tan Güney Kaliforniya'daki San Diego Hayvanat Bahçesine doğru nakledilme hikayesini anlatmaktadır kitap.
Özel olarak onlar için tasarlanan bir kamyonet ile zorlu yolculuk başlayacaktır.
Bu yolculukta zürafalara eşlik eden üç kişi vardır.
Yetim bir genç olan Woodrow Wilson Nickel,yanında da hayvan bakıcısı Riley Jones ve Amerika'nın ilk kadın gazetecilerinden olan Augusta Red vardır.
Amerika kitasını baştan sona geçmek tabiki kolay olmayacaktır.
Uzunnn ve farklı bir deneyim onları bekliyordur.
Dışarıdan bakıldığında çok sert bir mizaca sahip olan Riley için bu yolculuk bir dönüşüm olacaktır.
Tabi çocukluktan kalma travmaları olan yetim genç Wilson ile zürafalar arasında çok değişik ve kuvvetli bir bağ oluşacaktır.
Yol boyunca her şey güllük gülistanlık değildir.Çöl fırtınaları,kötü niyetli insanların saldırıları,yol güzergahındaki aksilikler derken uzun süren bu yolculuk kamyondaki herkes için adeta bir yeniden dönüşüm etkisi oluşturacaktır.
Hem hüzünlü hem de sevgi ve dostluk dolu bir kitaptı.
Kitabın sonunda gerçek resimler de bulunmaktadır.
Okuyan herkesin sevdiği kadar
Diego Armando Maradona'nın hayatını öğrenmek isteyenler mutlaka okumalı.Çocuk kitabı tadında fakat gençlere de hitap ediyor.Sade ve akıcı bir dille 1 günde bitirebileceğiniz bir kitap .Keyifli okumalar .
Lynda Rutledge / Zürafalarla Batıya Doğru
Merhaba sevgili dostlarım.
Gerçek olaylardan esinlenerek kurgulanmış harika bir kitap okudum.
Amerika’da Büyük Buhran zamanlarında ülke zorlu zamanlardan geçerken, çöl fırtınalarının da olduğu dönem de yetim bir gençle iki zürafa zorlu bir yolculuğa çıkarlar.
1938’de bir gemi kazasından kurtarılan iki Afrika zürafası, New York’tan San Diego hayvanat bahçesine götürülmek zorundadır.
1938 yılının eylül ayında, hayvanat bahçesinin ünlü kadın yöneticisi Belle Benchley'nin emriyle, denizde bir kasırgadan sağ kurtulan iki genç zürafa, neredeyse sadece onlara özel donatılmış bir aracın kasasında tam on iki gün boyunca ülkeyi boydan boya geçip, bölgenin ilk zürafaları olarak Güney Kaliforniya'ya ulaşmıştı. Zürafalar gökyüzüne uzanan pencerelerinden Amerika'yı seyrederken, beş yüzden fazla gazete bu hikâyeyi günler boyunca manşetlere taşımış ve okurlarının beğenisine sunmuştu.
Genç kadın hayvanat bahçesine muhasebeci olarak gelir ama kafes temizlemekten, fiş kesmeye kadar her işi yapar. Erkek yöneticilerin tek tek işten ayrılmasından sonra yönetimi devralır. Dünyanın tek kadın hayvanat bahçesi yönetici olarak tanınsa da 1927 yılında, erkeklerden oluşan yönetim kurulu ona yalnızca “idari sekreter” ünvanını layık görür. Ancak Benchley, 1953’te emekli olmadan önce “genel müdür”olarak atandı. Halk tarafından “Hayvanat bahçesi hanımı” olarak anıldı. 1949’da Amerikan Zoolojik Parklar ve Akvaryumlar Birliği’nin başkanlığına seçilen ilk kadın oldu.
İlknurThe Kitap YayınlarıSeval S.
#kitapologileokuyoruz
#işbirliği
Favori kitaplarımdan biri oldu diyebilirim. Kitabın kurgusu ve olaylar, okurken içine çekti beni. Sid, Manfred, Diego ve Scrat da eşlik ettiler okuma boyunca.
Aslında kitap yazıldığı yıllarda, ilk insanlar hakkında çok az şey biliniyormuş. Ama bu zamana kadar yapılan araştırmalar ve bunun beyaz perdeye yansıması kitabı okurken geçmiş hakkında zihnimde kitaptaki olayları canlandırdı.
Sizler de kitabı okurken ağaçlardan zıplamalara, insanların iletişim için çıkardıkları seslere, hayatta kalma mücadelelerine ve daha birçok maceraya tanık olacaksınız.
Ve umarım Sid sizin de okuma arkadaşınız olur…
Keyifli okumalar…