Dil-âgâh

Dil-âgâh
@dil_agah
Mecnun'un Şehri Terk Edişi
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
“Leyla ile Mecnun”, bir Arap efsanesine dayanan klasik aşk hikâyesidir. Adının Kays bin Numan olduğunu bildiğimiz bir âşığın zamanla Mecnun'a dönüşünün şiir ve hikâye ile anlatılmış hali. Farklı zamanlarda, Fars ve Türk edebiyatında yazılmış birçok Leyla ile Mecnun eseri var. Bizdeki en meşhur Leyla ile Mecnun hikayesi ise 1535 yılında kaleme aldığı ve Bağdat valisi Süleymanî Paşa’ya sunmuş olduğu Fuzulî'nin Leyle ile Mecnunudur. Mecnun'un Şehri Terk Edişi ismiyle ele alınan Leyla ile Mecnun hikayesi ise yeni bir nazarla ele alınmıştır. Yazar, okuyucuyu 21. yüzyıl şartlarında modern bir Leyla ile Mecnun kurgusu ile buluşturmaktadır. Beşeriyetin manevi yolculuğunda her daim derin izler bırakan Leyla ile Mecnun mitinin günümüz şartlarında mevcudiyet ya da ahval sorunu hikayenin bâtınî dokusunda ince bir işçilikle yer almaktadır. Kendi öz kimliğini kaybeden Leyla ve Mecnun figürlerine dair eleştiri niteliği taşıyan eserde umumi olarak modern zamanlar eleştirisi dikkat çekmektedir. Hususiyette ise yakın tarih Türkiye gerçekliğine dair satır aralarındaki tenkitler eserin özgün kimliğinin yansıması olarak görülebilmektedir.
Mecnun’un Şehri Terk EdişiYunus Emre Özsaray · İz Yayıncılık · 201664 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Dil-âgâh

, bir kitap okudu
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
Yunus Emre Özsaray
8/10 · 64 okunma
10/10
·77 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
Ali Şeriâti'nin İnsanın Dört Zindanı adlı eseri 1970 yılında Petrol Fakültesi öğrencilerine sunmuş olduğu tezidir. Eser "İnsanın tanımlanması, dört zorlayıcının ne olduğu, bu dört zorlayıcının etkisinden insanın nasıl kurtulacağı" şeklinde üç ana bölümü ihtiva etmektedir. Beşerî varlıktan yaratılışa özgü fıtrî ve zâtî bir hicrete yani insan olmaya geçişin bilinç, irade ve yaratıcı gücün farkındalığı ile mümkün olacağını anlatmaktadır. Tüm bu boyutlara göz önünde tutarak Hz. Adem'in varlık serüvenini bizler için yeniden anlamlandırır. İdeolojilerin belirlenimciliği ile ancak beşerî bir zindanda yaşanabileceğini gösteren Şeriâtî, "Doğa zindanından bilincini, irade ve yaratıcılığını, doğayı tanımakla yani bilimle kurtulabilir ve elde edebilir. İkinci zindan olan ‘Historizm’ zindanından tarih felsefesini ve tarihsel determinizmin nasıl yönlendirebileceğini kavramakla, tarih bilimi ile kurtulabilir. Üçüncü zindan olan ‘Sosyolojizm’ zindanından (toplumsal düzen zindanından) da bireyler, yine bilim ile kurtulabilir ve kendi toplumsal düzenlerinin kurucusunu olabilirler" der. İnsanın aciz ve tutsak kaldığı dördüncü zindan ise "Kendim" zindanıdır. Kendim zindanı, diğer zindanların aksine her dönemden daha çok teknolojiye sahip bulunmadığı, tabiat bilimlerinin bilinmediği, sosyoloji ve tarih felsefesinin anlaşılmadığı dönemden daha çok insanı aciz bırakmaktadır. Çünkü bu zindan Şeriatî'nin ifadesiyle " bu zindanın duvarları etrafımda bir duvar değildir. Bu öyle bir zindandır ki kendimle birlikte taşıyorum. Bundan dolayı bu zindan da tanıma ve bilinç hepsinden daha zordur. Bu zindandan bilim ile kurtulunamaz. Çünkü bilenin, alimin kendisi de tutsaktır." Peki Ya Kurtuluş? Aşk ile... Aşkın sufi, irfânî ya da buna benzer tüm tanımlarının üstünde ezber bozan lojik anlamayı
İnsanın Dört ZindanıAli Şeriati · Fecr Yayınları · 20175,9bin okunma