Bu yüzyıl, bu devir romancılıkta "doğallık" denilen akımın tutulduğu devirdir.
Gerçekleşme imkânına hayâli bile
yanaşmayan hayâli romanlar gözden düşürülerek, doğal
ilimler çevresinden gerçek olay ve haberlerin aktarılmasıyla
roman yazılmasını istiyorlar.
Oysa bir romancı için, dünyada olup biten olayları dıştan
gözlemleyerek ve inceleyerek yazmak ne kadar doğal olabi-
lirse, o romancının, adı geçen haberlerin içine girerek ve hikâye kahramanlarına karışarak ona göre fikirlerini anlatmaya başlaması daha fazla doğal olmaz mı?