Dila

Dila
Uludağ Üniversitesi
istanbul
istanbul
230 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·240 syf.··
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 16:48
Fazlı Necip'in kaleminden çıkan bu eser, işlemediği bir cinayetle suçlanan babasının ve dolayısıyla ailesinin lekelenen onurunu temizlemek için çırpınan genç bir adamın mücadelesini anlatıyor. eser, ilk kez 1897 yılında Selânik'te çıkan Asır gazetesinde tefrika edilerek okuyucuyla buluşmuş 1901 de de roman olarak basılmış. Adalet arayışının yanı sıra aşkın ve ihanetin de başrolde olduğu, insanı içine çeken o gizemli havasını son ana kadar koruyan adeta dönemin aynası da sayılabilecek çok hoş bir hikaye.
Cani mi, Masum mu?Fazlı Necip · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025246 okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
İşgalin kalıcı izi: Çürüme
9/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 22:01
Bu kitabı okuduğumda, yüz sene önceki İstanbul ile bugünün İstanbul’unu ister istemez kıyasladığımı fark ettim. Aradaki farklar neydi gerçekten? Olandan ziyade olmayana dair gördüğüm fark ise şuydu: Bugün şehir böyle bir felaketle karşılaşsa, yine düşmana hayran ve her türlü isteğini karşılamaya hazır (sayıca da hayli kalabalık) bir kitle mevcut ne yazık ki… Ülkesini düşman işgalinden kurtarmaya çalışırken verdiği savaşta bacakları kesilmiş, tramvaya sürünerek binmeye çalışan bir gazinin ellerine, ayakkabısının sivri topuklarıyla basarak yürüyüp gidebilecek olanlar da… Tek derdi alabildiğine eğlence, alabildiğine zevk olsun diyenler… Kendilerine hiçbir şey olmasın, isterse dünya yansın diyenler… İman, ahlak, namus, haysiyet gibi kavramlardan bucak bucak kaçanlar da… Kitabın adının Sodom ve Gomore olmasına neden olan o “malum” sapıklığa gelince… Aradaki fark işte tam da burada zuhur ediyor. Bugün uluorta yapılan şeyler o günlerde gizli saklıydı. Gizli saklı olması da bunun özendirici olup yayılmasına bir perde oluyordu elbette. Ama ne yazık ki kendi zevklerini ilah edinip hiçbir değer duygusuna sahip olmayan bu kitleler her çağda vardı, var olmaya da devam edecek. Bir de ne bütünüyle o çürümenin parçası olabilen ne de ona karşı sağlam bir duruş sergileyebilen “arada kalmış” ruhlar var elbette… İşte böyle bir karakter de Necdet üzerinden işlenmiş. Güçlü bir duygu akışıyla, sade bir dille ama derin bir tesir bırakarak birçok şeyi de sorgulamaya neden olacak bir eser bırakmış Yakup Kadri bizlere.
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
Arabalar değişir,Fransızca Gider, İngilizce Gelir; Bihruz Kalır.
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2026 13:43
Bir Bihruz Bey ki! Türklüğe ait ne varsa burun kıvırır! Kendisi pek bir işle meşgul değildir ama buna karşılık mirası tüketme konusunda ciddi bir istikrar sergiler. Hayalle gerçeği birbirine karıştırdığı için olsa gerek, yalancı olduğunu bildiği birine inanmayı sürdürür. Gösteriş yapmak, hava atmak, gezip tozmak başlı başına bir uğraştır onun için. Bu yoğun tempo arasında kendine küçük, zararsız bir aşk da icat ederek onunla oyalanır. Yarım yamalak Türkçesinin arasına öğrendiği birkaç Fransızca kelimeyi serpiştirerek konuşmaya çalışan, batılılaşmayı bütünüyle yanlış anlayan, kendi değerlerini inkâr eden bu tip size de tanıdık geldi mi? Zaman değişir; Fransızca sahneden çekilir, İngilizce başrole geçer. Kıyafetler yenilenir, vitrin parlar… Ama hikâye, ilginçtir ki pek değişmez. Recaizade Ekrem, Bihruz Bey üzerinden Osmanlı’daki yanlış batılılaşmayı ironik ve mizahi bir dille nefis bir şekilde resmetmiş. Yazarın Araba Sevdası dışında başka bir romanının olmadığını öğrenmek ise bende büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Büyük bir keyifle, aynı zamanda biraz da üzülerek okuduğum; Türk edebiyatında ilk realist roman olma özelliğini taşıyan bu eseri herkese tavsiye ederim.
Araba SevdasıRecaizade Mahmut Ekrem · Akçağ Yayınları · 201830,8bin okunma
Başka bir dünya: Alamut
Puan vermedi·510 syf.··
2026 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 15:20
Soru: Gerçek nedir? Cevap: İnsan neye inanıyorsa, gerçek o. Alamut’ta anlatılan ise tam olarak bu. İkna gücü sınır tanımayan, karanlık bir zekâya sahip, hırslı ve sarsılmaz iradeli bir adam çıkar karşımıza. Hasan Sabbah'ın kendi krallığını inşa ederken, düşmanlarını yok etmek için kurduğu suikast düzeniyle yalnızca çağını değil, kendinden sonrakileri de etkileyen bir düzenin mimarı olduğunu fark ediyoruz bu arada. Ve onun dünyasında amaca giden yolda hiçbir engel olmadığını da. İslami değerleri kendi sapkın öğretisinin malzemesine dönüştüren, inancı bir silah gibi kullanarak insanları esir alan, zihinleri ustaca manipule eden bu adam, fedailerinin gözünde artık bir lider değil, neredeyse tanrısal bir varlık. Bu karanlık ve sahtekâr düzeni açığa çıkarabilecek yegâne güç ise Müslüman Türk devleti Selçuklular. Bu yüzden onları baş düşman ilan eder, hedef tahtasına yerleştirir. Hasan Sabbah kim, nasıl bir düzen kurmuş? Haşhaşiler nasıl bir yapı içinde örgütlenmiş? Şia ile İsmailiyye arasındaki benzerlikler ve ayrımlar neler? Okuyan herkesin ilgisini çekeceğini düşündüğüm kitap, bütün bu soruların cevaplarını da veriyor bizlere. Akıcı dili ve güçlü atmosferiyle beni hemen içine çeken bir roman oldu Alamut. Merak duygusunu sürekli canlı tutarken, aynı zamanda gerçeklik algısını sorgulatmayı da başarıyor. Bu yönüyle oldukça etkileyici.
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201249,9bin okunma
7/10
·144 syf.··
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 21:45
Varlıklı bir ailenin haylaz, ele avuca sığmaz çocuğu gittiği okullarda rahat durmuyor ve nihayetinde öğretmeninin sandalyesine iğne koydukları için bir kaç arkadaşıyla birlikte okuldan atılıyor. Ailesi onu yurt dışına gönderiyor, o geri geliyor. Bir daha gönderiliyor; bir kaç yıl kalıp Fransızcasıni geliştiriyor ama okulu bitirmeyip yine geri geliyor. Türkiye de bir okulda öğretmenliğe başlıyor bir kaç haftada bırakıyor. Babası ona iş yeri açıyor, gitmiyor bile; adliye de muhabirlik yapıyor bir müddet Para kazanma konusunda ki yeteneksizliği aylaklığından geliyor kuşkusuz, ancak hikâyeleri okunduğunda müthiş bir gözlem yeteneğine sahip olduğu anlaşılıyor; sokakta, mahallede yasayan kimselerin, sıradan, herhangi birinin dikkatini çekmeyen, hayatta fazla yer kaplamayan hikâyeleri ve bu hikayelerin yanısıra, içinde yaşadığı o karmakarışık ruh dünyasının yansımaları... Kitabında yirmi iki hikâye yer alıyor. Yazarlığından daha çok kişiliği ve yaşamı dikkatimi çeken. Sait Faik'in hikayelerinde ilginç bulduklarımın yanı sıra okumaktan sıkıldıklarım da oldu. Okunmasında yarar olduğunu düşündüğüm hikâyeleri, en azından o dönemi ve dönemin insanlarını bize tanıtması bakımından önemli. Meraklılarına şimdiden iyi okumalar.
Mahalle KahvesiSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20129bin okunma