Dilan

Dilan
İç Mimarlık
8 Kasım
44 okur puanı
Kasım 2021 tarihinde katıldı
Oruç Aruoba özlemi şöyle tanımlıyor: “Özlem, özleneni özlenmesi gerekmezken de özlemektir.” Hayat normal akışında, rutinlerle devam ederken birdenbire, uzakta olan o insanın özlemi bütün bedeni ele geçirir. Onu hatırlatacak bir nesneye veya anıya ihtiyaç duymaz özlem. Savunmasız anında yakalar seni. Esir alır bir bakıma. İstesen de kurtulamazsın. Zihnin harika bir gösteri hazırlamıştır çünkü sana. Ve oyun başlar. Önce anılar sahneye gelir. Hafif bir kalp sızlaması da eşlik eder. Sonra onunla özdeşleştirdiğin bir nesne dahil olur. Gariptir ki bu nesne; onun kokusunu, sesini, bakışını içinde saklar. Artık kalp sızlaması yerini göz dolmasına bırakır. Oyun bitmiştir. Bir başka gösteri başlayana dek duyguların sindiği perdeler kapanır.
Duygu ve Düşünce
Reklam
“Nefretin ortasında, içimde, yenilmez bir sevgi olduğunu buldum. Gözyaşlarının ortasında, içimde, yenilmez bir gülümseme olduğunu buldum. Karmaşanın ortasında, içimde, yenilmez bir sakinlik olduğunu buldum. Tüm bunların içinde fark ettim ki kışın ortasında, içimde yenilmez bir yaz olduğunu buldum. Ve bu beni mutlu ediyor. Çünkü dünya üstüme ne kadar gerilse, içimde, onu gerisin geri yollayan daha güçlü, daha iyi bir şey var demektir.”
Alıntı
Kabullenmek, iyileşmenin bir parçasıymış. Bir olayı, kişiyi veya durumu kabullenince orada olan savaş bitiyor. Günden güne zihindeki sorular cevaplarını buluyor, belirsizlikler azalıyor. Her bir kabulleniş beraberinde sakinliği de getiriyor. İnsan bu noktada edilgen olamıyor. Kendi içinde halletmesi gerekenler de var. Ama her şey rağmen yine de kabulleniş, içinde çok büyük bir zaferi barındırıyor.
İnsan ve Duygular
Livaneli; sevdanın ilk adımına “Seçilmiş olmak, ayrıştırılmış olmak.” diyor. Ve devam ediyor: “Sanki birbirlerini hiç konuşmadan tanımış, gizli bir ilişki kurmuş gibilerdi.” Onca insanın, onca ihtimalin arasından çekip çıkartıyoruz onu. Herkes gibi olmadığını hissediyoruz. Hissetmek de değil biliyoruz. En güzel o bakıyor, en güzel o dinliyor, en güzel o seviyor… Sanki hayatımızdaymış hep. Hep bizimleymiş de haberimiz yokmuş. Ruhlarımız bizden önce tanışmış. Diğer insanlardan ayrıştırıp kendimize katmışız. Konuşmaya bile gerek kalmadan tanımışız böylelikle birbirimizi. Bir bakış yetmiş her şeyi anlamaya, anlatmaya.
1000Kitap
“Aşk özneyi dönüştüren bir deneyimdir. Konforundan çıkarır, bekletir, acıtır, dönüştürür. Çünkü derin bir aşk deneyimi benliği çözer, anlam ürettirir. Aşk, her şeyden evvel, öznenin çözümlenmemiş çatışmalarını gün yüzüne çıkarır. Yani aşk bir mutluluk projesi değil, içinde mutlu anları da şüphesiz ve iyi ki de barındıran, ruhsal dönüşüm deneyimidir. Sabır ister, yolculuk ister, emek ister… Sürekli yaratılan bir eksikliktir.”
Alıntı
Reklam