Helene, eşini kaybetmiş küçük kızı Jeanne ile birlikte yaşayan genç bir kadındır. Bir gün küçük kız hastalanır. Kızı tedavi etmek için aynı zamanda ev sahipleri de olan Doktor Henri Deberle bu anne kızın evine gelir. Olaylar bu gelişten sonra başlar. Kızın başında birlikte beklemeleri, her gün gidip gelmeler bu aşkı körükler. Doktorun evli olması Helene için engel oluşturduğundan bu aşka kendini fazla kaptırmak istemez ve uzak durmaya çalışır. Ama başarılı olamaz. Aşkı daha önceden tatmadığı için bu mutluluğun sürüp gitmesini ister. Bir yandan kızı Jeanne annesini kimseyle paylaşmak istemez. Sürekli yanında durmasını, gittiği yerlere onu da götürmesini ister. Eğer bu istekleri gerçekleşmezse hemen hasta olur. Hal böyle olunca Helene annelik ve aşk arasında gidip gelir. İki tarafı da memnun etmek için çabalayan bir kadın haline dönüşen Helene, en sonunda dönüşü olmayan bir durumla karşı karşıya kalır.
Betimlemelerle karakterlerin duygu durumu etkileyici bir şekilde anlatılmış. Paris ve Paris’in burjuvalarına da eserde yer verilmiş. Partiler, balolar, etkinlikler ile bu halkı çok yakından tanıma fırsatı yakalıyoruz. Aldatmadan bağımsız olarak değerlendirirsek güzel aşk cümleleri var. Dönemin zihniyetine de bağlı olarak kadının yanında mutlaka bir erkeğin de olması gerektiği, tek başına bir kadının yaşayamayacağı görüşüne eserde
rastlıyoruz.
Olaylar çok sakin ilerlediği için kitap yavaş okunuyor. Ayrıca bazı yerlerin betimlemesi çok uzun tutulduğu için okuma epey bir güçleşiyor. Çevirideki hatalar
bazı yerleri anlamama engel oldu.
Helene ve kızını pek sevmesemde son bölümde ikisine de sıkı sıkı sarılmak istedim. Sonlara yaklaştıkça artan duygusallık beni çok etkiledi. Bir annenin çaresizliğine tanık olmak, onun hislerine ortak olmak anlatımın da etkileyiciliğiyle çok