📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı, aydınlatamadın. Bir vücudu vardı, besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı ! İşletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin ? Bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi ? Tabii ayaklarına batacak. İşte her yanın yarılmış bir halde kanıyor ve sen, acıdan yüzünü buruşturuyorsun. Öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. Sana ıstırap veren bu şey senin kendi eseridir, senin kendi eseridir.
Chevalier de Grieux , Manon Lescaut 'nun henüz soğumuş cesedini kolları arasına alıp öptü idi. Fakat Dostoyevski' nin masum kahramanı, artık kokmaya başlayan sevgilisinin ölüsü yanında duramadı. Amma, bu taaffün, onun hasretini gönlünden silemez. Ondan kaçar, lâkin gene onu kovalar.
Her hayatın kendine göre bir başlayışı bir bitişi vardır. Bunu değiştirmek kimsenin elinde değildir ve olmamalıdır. Hayat, bölünmez bir şeydir. Onun belirli ve mukadder mimarisini değiştirebilir miyiz ? Değiştirmek elimizde midir ? Ve değiştirmek güzel ve iyi bir iş olur mu ?