Zaman ve uzayla sınırlanmış, yalnızca bir vücuda ve ölümlü bir cana sahip olan insanoğlu, kendisine yabancı bir Doğa ve Tarih içindeki bir bireyden başka bir şey değildir.
Yalnız, şöyle ya da böyle, kadının yüz çizgileriyle vücut ölçüleri üzerinde oynandığı ölçüde erkeğin gönlü şenlenmekte, çünkü o zaman kadın doğal nesnelerin zayıflıklarından kurtulmuş gibi olmaktadır. Böylece şu garip çelişkiye varılmaktadır: kadında biçim değiştirmiş doğayı yakalamak isteyen erkek, bu yüzden onu yapaylığın kölesi haline getirmektedir. Kadın ne salt fizik, ne de salt anti-fiziktir; ve bu iş yalnız maşa ile saç kıvırmanın, balmumu ile kıl almanın uygulandığı uygarlıklarda değil, karaderili kadınların yaşadığı Afrika yaylalarında, Çin'de ve dünyanın dört bir yanında da böyledir.