Bu dünyada "Aşk" gerekli ama her zaman yeteri kadar olacaktır. Bu nedenle kişinin onu yeşertme zahmetine girmesi gerçekten yararlı değildir. Onu yeşertmek istemek, ihtiyaç duyulmadığı yerde kışkırtmaktan başka bir şeye yaramaz. Merhamet, komşu sevgisi, nezaket, hoşgörü, fedakarlık gibi ahlakın ihtiyaç duyduğu ve bir yazarın, gücünün yettiğince değinmesi gereken başka konular vardır.
Büyülü bir gökyüzünden gerçek yaşamın sıradanlığına inmek ne kadar zor. Hülyaya dalmak her yönüyle zararlıdır ve verimli olabilecek nice saatler burada boş harcanmıştır.
Dirayetli iradeyi zayıflatan birçok neden vardır. İlki pek çok gencin haz duyduğu muğlak duygusallık durumudur. Bu hayal gücünü şehvetli hülyalara doğru sürükler ve acınılası alışkanlıkların en genel sebeplerinden birini ortaya çıkarır. Ardından kendilerini geliştirmek için her türlü çabadan vazgeçmiş arkadaşlarının etkisi kulüp restoran hayatı ve tembellerin kendilerini mazur göstermek için başvurduğu safsatalar gelir.
Tutkulu olmak kendinin efendisi olmaktan vazgeçmek demek değil de nedir? Tutku, hayvan doğasına özgü bir muzafferliktir. Aklı kontrol altına alarak ona arka plana iten, kendi amacı uğruna itibarını zedeleyen kör eğilimlerdir. Hem onurumuzun hem varoluş nedenimizin aşağılanması, insanlığımızın bastırılmasıdır.
Kendisinin efendisi olma teriminin kısa süreli dürtüsel bir iradeye sahip olanlara uygulanamayacağını öğrendik. İradenin mihenk taşı ise dayanıklılıktır.