Düşünmek, farklı görünen şeylerin aynı olduğunu anladığımız anda aynı gibi görünen şeylerin farklı olduğunu kavramanın sancısıyla aramaya devam etmektir.
Çare diye sarıldığımız şeylerin elimizden kayıp gittiğini gördükten sonra batmayan solmayan, yok olup gitmeyen bir kaynağa doğru uzanmaktır.
Düşünmek, sonlu ve geçici bir dünyada bulunmanın ölümsüz ruhlarımızda açtığı yaraları sarmak için başvurduğumuz bir tedavi yöntemidir. Kaybettiğimizi bulmak için ayağa kalkmaktır.
“İnsan olarak senin korktuğun bazı olaylar vardır ömründe, aman sakın ha gelmesin olmasın diye dua ettiğin hadiseler. Asıl o şer gördüklerin ardına bir sürü hayrı takmış sana doğru geliyordur. Bilemezsin! Zaman gösterecek. Bazen rüyasını görürsün hüzün dolu yıllardan sonra mutluluk olarak seni bulacak olan günlerinin…”