SÖ: Hazreti Niyazi, “Göz göz oldu sinemdeki yâreler,” diyor. O her yâreden Hakk'a bir kapı buluyor. Her çileden bir ağırlık bırakıyor, bir safra terk ediyor. Bu da dünyeviymiş, diyor ve böylece hafifliyor. Her yâreden Hakka'a bir kapı, bir yol buluyor. Sonra onlar birleşiyor.
KS: Psikoloji dilinde buna “üretken ıstırap” diyorlar hocam. Niyazi Mısri zaten bunu söylemiş. Adamlar tefekkür ediyor, ıstıraptan Hakk'a bir yol gidilir.
Az önce okuduğum ibare çok hoşuma gitti, bir satır okur da kalırsınız ya.. "nasibin rüzgârına kendi rüzgârını açabilmek"
Ne de çok ihtiyacımız var; her şeyin fotoğraflandığı, paylaşımlarla medyada var olma çabası içinde olunan zamanda zuhurata tâbi olmak, yaşanan anda kalabilmek...
"...hafızamıza nakşedelim."
“Kızılelma”, bir idealdir; her medeniyet tasavvurunun bir kızıl elması vardır. Fatih'in Kızılelma'sı Roma'dır. Tasavvufta Kızılelma fenafillahtır. İnsanın erişemeyeceği bir merhaleye ihtiyacı vardır, aksi halde mâlâyânîyle meşgul olur. Ona varlığı ona göre halk edilmiş bir hedef göstereceksiniz.
Abdullah Dihlevi kuddise sırruhü hazretleri şöyle buyurmuştur: “Zevk, şevk, keşif ve keramet bekleyen tâlipten Allah razı olmaz. Tâlip sadece Allah'ın Zâtını talep etmeli, bu yolda karşısına her ne çıkarsa üzerinde durmamalı ve 'O'nun pak zatından başka hiçbir maksudum yoktur. demelidir.”