“Bir türlü seni alıştıramadık Tunceli ismine Memik Dayı!” dedi binbaşı. “Alışmanın iyi bir yanı yok ki binbaşı!” dedi Memik Dayı. “Alışmak, alıştırılmaktan gelir. Mazluma hükmedenlerin takıntısıdır bu. İnsanı kendi olmaktan çıkarmanın sinsi bir yolu; duygusu, fikri, zikri kendine ait olmayan, her türlü şeye alıştırılır. Ben Tunceli’ye alışamam, alışırsam Dersimliliğimden bir şey kalmaz Binbaşı!” diye devam etti
… bu insan icadı malzeme ne tuhaftı. Açıldığında hayata, güzelliğe, iyiliğe doğru bir yol
un başlangıcına dönüşebildiği gibi, eşiğin öte yanı ölüme, çirkinliğe ve kötülüğe de yol verebiliyor… …Kapı hiçbir yerde ve yapıda zindandaki kadar önemli ve anlam yüklü olmamıştı. Nasıl ki yüreğin kapıları içeriden dışarıya açılıyorsa, zindandaki tüm kapılar da dışardan içeriye açılıyor ve mutlaka kilidi açan bir el hükmediyordu kapıya. Kapıların hükmü zindanda zulümdü.