Sebastian Fitzek’in Hediye adlı romanı, yazarın klasikleşmiş tarzını büyük ölçüde sürdürüyor: katmanlı (grift) kurgu, ters köşeler ve finalde okuru düşünmeye iten bir yapı.
Romanın merkezinde, zeki olmasına rağmen okuyamayan Milan var. Başlangıçta masum görünen bir oyunun içine çekiliyor; ancak ilerledikçe olayların aslında onu adım adım geçmişine doğru sürüklediğini fark ediyor. Bu noktadan sonra okur için de zemin kayganlaşıyor: Kim masum, kim suçlu, emin olmak neredeyse imkânsız. Fitzek’in özellikle bu belirsizlik duygusunu kurmaktan büyük bir keyif aldığı hissediliyor.
Yine de kitap, yazarın en güçlü örnekleriyle kıyaslandığında yer yer sönük kalıyor. Kurgu temposu düşer düşmez zihin, ister istemez Fitzek’in daha etkileyici eserlerine gidiyor. Bu da Hediye’yi “okunur ama iz bırakmaz” kategorisine yaklaştırıyor.
Sonuç olarak, Hediye Fitzek okurları için tanıdık bir lezzet sunuyor; ancak yazarın zirve işlerinden biri olmayı başaramayan, “eh işte” hissi bırakan bir roman olarak kalıyor.
İlk kitap… İlk heyecan. Ardında yılların biriktirdiği emek, hayal kırıklıkları, umut ve pes etmeme hâli. Ve nihayet o an: kitabına kavuşmanın mutluluğu.
Yıldız Dilmaç, öykülerini “insan olmanın halleri” çerçevesinde kuruyor. Aile Bağları, İnanç, Korku, Kibir, Erteleme ve Öfke başlıkları altında toplanan metinler; okuru gündelik hayatın içinden, tanıdık ama çoğu zaman görmezden gelinen duygularla buluşturuyor.
Yelkovanın Üstünde’de zamanı askıda kalan bir kadın, beşizlerini cinlere kaptırdığına inanan bir anne, beddualarıyla var olan bir adam, Habil–Kabil kardeşliğini çağrıştıran çatışmalar ve kötülüğün dönüp dolaşıp sahibini bulduğu hikâyeler yer alıyor.
Metinler akıcı, dili oldukça sade. Olay anlatımı ön planda; iç monologlar ise doğal ve samimi. Gündelik hayatın küçük ayrıntıları başarıyla yakalanmış.
Yazar ne yaptığını biliyor; ancak öyküler henüz sınırlarını zorlamıyor. Bu yönüyle metinler yer yer temkinli kalsa da, güçlü bir gözlem ve anlatım becerisi taşıyor.
Sonuç olarak, Yelkovanın Üstünde sade anlatımı ve insan hâllerine odaklanan yapısıyla dikkat çeken, başarılı bir ilk kitap.