“..Mutluluğumda iyi bir atın üzerinde olmak ve hızla sürmek isterdim, seninle, sen de hızla at sürecektin yanıbaşımda ve gittikçe hızlanacaktık, hızlanacaktık, dört nala ve benim mutluluğum asla geçmeyecekti.”
Ne kadar çok duymuştu bunları. Kaç kez insanların bunları zorlukla söylediklerini izlemişti? Kaç kez babam, erkek kardeşim, annem ya da kız kardeşim demenin zorluğuyla boğazlarının tıkandığını, gözlerinin dolduğunu görmüştü? Onların bu tavırla ölülerine kaç kez değindiklerini anımsıyamıyordu.
Bir gün sılaya geldiğimde,
Bir şeyler sezersen halimde,
Hiç şaşmıyasın anacığım.
Başımı koyup dizlerine,
Uzun uzun ağlıyacağım
Bütün insanların yerine.