Küçük Çamlıca'da üç köşk ve setli bir Türk bahçesınden oluşan mimari manzumenin mimarı olan Muharrem Hilmi, Cihannüma adı verilen birinci köşkü on yedinci asır üslübunda, ona iki kemerli bir revakla bağlanan Topkapı Köşkü'nü ise on sekizinci asır üslübunda yapmıştı.
Tam karşılarında da bu üslûpların yirminci yüzyılın diline çevrilmiş bir uygulaması yer alır: Sofa Köşkü. Aralarındaki avlumsu alan, her bakımdan Türk zevkini yansıtan bir havuz ve Topkapı Sarayı'ndaki İftariye Köşkü'nü hatırlatan zarif bir kameriye ile taçlandırılmıştır. Ayrıntılar üzerinde olağanüstü bir titizlikle çalışıldığı hemen fark edilen iç mekânlar da, kündekârî kapılarından çıtakâri tavanlarına, halılarından mangallarına, sedirlerinden sehpalarına kadar her şeyi ile Türk ve her şeyi ile tarihin içinden süzülüp gelmiş yüksek bir zevkin ürünü olarak dikkati çeker. Hepsi özel olarak imal edilmiştir; boyalar bile sentetik değil, toprak boyadır.