Hatice

Ziyad Bey'in milli meselelerdeki bilgisi ve derin hassasiyeti her türlü övgünün üzerindedir. Özellikle Ermeni ve Rumların faaliyetlerini yakın takibe almış, mesela 1989 yılında Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen Kilikya Sempozyumu'nu büyük bir mücadele sonunda engellemeyi başarmıştı. Çünkü Çukurova bölgesinde bir hafta sürecek bu pahalı sempozyuma Kilikya adı verilerek bölgedeki Ermeni prensliği hatırlatılmak ve Ermeni iddialarına tarihî temeller hazırlanmak istendiği kanaatindeydi.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ziyad Ebüzziya
Çocukluğum ve ilk gençliğim, yegâne lüksü haber saatleri dışında çok az açılan küçük bir radyodan ibaret ahşap bir evde geçti. Oturma odamızda duvarların tek süsü de babamın her yıl aralık ayı başlarında alıp getirdiği Ebüzziya takvimleriydi. Üzerindeki resmi en ince ayrıntısına kadar ezberlediğimiz eski takvimin yerine yenisinin asılmasını büyük bir heyecanla beklerdik. Bunun için Ebüzziya adı dimağımda her zaman hoş bir nostalji tadı bırakır. Takvim yapraklarını koparmak babamın işiydi ve bunu kemâl-i ciddiyetle yapardı. Önce o okurdu, sonra biz. Birçokları gibi ben de ilk bilgilerimi bu takvim yapraklarından edindim. Radyo ve Ebüzziya takvimleri bizım dünyaya açılan büyülü pencerelerimizdi.
Muharrem Hilmi Şenalp
Küçük Çamlıca'da üç köşk ve setli bir Türk bahçesınden oluşan mimari manzumenin mimarı olan Muharrem Hilmi, Cihannüma adı verilen birinci köşkü on yedinci asır üslübunda, ona iki kemerli bir revakla bağlanan Topkapı Köşkü'nü ise on sekizinci asır üslübunda yapmıştı. Tam karşılarında da bu üslûpların yirminci yüzyılın diline çevrilmiş bir uygulaması yer alır: Sofa Köşkü. Aralarındaki avlumsu alan, her bakımdan Türk zevkini yansıtan bir havuz ve Topkapı Sarayı'ndaki İftariye Köşkü'nü hatırlatan zarif bir kameriye ile taçlandırılmıştır. Ayrıntılar üzerinde olağanüstü bir titizlikle çalışıldığı hemen fark edilen iç mekânlar da, kündekârî kapılarından çıtakâri tavanlarına, halılarından mangallarına, sedirlerinden sehpalarına kadar her şeyi ile Türk ve her şeyi ile tarihin içinden süzülüp gelmiş yüksek bir zevkin ürünü olarak dikkati çeker. Hepsi özel olarak imal edilmiştir; boyalar bile sentetik değil, toprak boyadır.