Hatice

Cemil Meriç
En eski kelime, o kullandığı zaman yepyeni kesiliyor, en yeni kelime birden bütün bir geçmişi yükleniyordu. Dil onun için bizim anladığımızdan başka bir şey, belki bir ideoloji, bir bakış, bir kavrayış tarzıydı. Düşüncesini hangi kelimeyle daha iyi ifade edebiliyorsa, o kelimeyi kullanıyordu. Bütün aklı başında adamlar gibi, daracık bir lügatle düşüncenin gelişip serpilemeyeceğini çok iyi biliyor, uydurma dili tarihten, hatta düşünceden kaçanların dili olarak görüyordu.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Cemil Meriç, "doğru" bildiklerimizi bize bir başka üslûpla söylüyordu; düşüncenin, irfanın bütün ufuklarında gezinmiş ve sonunda Bu Ülke'de karar kılmış bir gezginin eminliği ile... Onun eserlerinde kendimizi düşüncenin sınır tanımayan ufuklarında bulmuştuk; gözlerimiz onun zengin irfanının parıltılarıyla kamaşmıştı. Çarpıcı olan, bize bu genişlik ortasında, bu parıltılar arasından seslenerek içinden geldiğimiz tarihin ve kültürün büyüklüğünü anlatmasıydı. Evet, muhteşem bir üslûptu bu. Sonradan edinilmiş değil, onun düşünce dünyasıyla birlikte teşekkül etmiş, dolayısıyla irfanına ve düşünüş tarzına zaruri olarak bağlı, taklit edilemez bir üslûp…
“Bu imtidâd-ı cevre-ki bahtın şitâbı var. Mihnet-medâr olan feleğe intisâbı var. Eyler nesîm-i lutfu bize gird-bâd-ı gam. Bu rûzgâr-ı bî-mededin inkılâbı var.” Nedim
"Müzik o kadar müthiştir ki insanda gerçekte mevcut olmayan duyguları bile meydana getirebilir." Tolstoy