Anlatıldığına göre bir sûfî elinden tesbihi hiç düşürmez ve hep Allah’ı tesbih edermiş. Birgün uyumuş, uyandığında bir de bakmış ki eli tesbih çekiyor, dili de Allah’ı zikrediyor.
Bu makâma eren kimsenin kalp gözündeki perdeler indirilir. Altı yönden hangisine dönerse dönsün görüş uzaklığı delinir ve böylece Allah’tan perdelenmez. Kalp başını yukarı kaldırınca arşı ve gökleri görür. Kafasını yere indirince yerin alt katmanlarını ve cinlerin oturmakta olduğu yerleri görür. Bütün bunları sağlayan
şey, iman ve marifetullahdır. Bu makâma erince insanları Hakk’ın kapısına çağır.
Allah’ı seven ârif kul bildiği bütün yolları deneyerek insanlara öğüt verir, bazen sözleriyle, bazen davranışlarıyla, bazen de himmetiyle. Anladıkları ve anlamadıkları bütün yolarla onlara öğütler verir.