Merhaba 1k okurları!
Dinçer Sayan kalemiyle Yıldızsız Geceler kitabında tanıştım. Ve hafızamda öyle bir iz bıraktı ki kitap, zaman zaman hayatımın bazı anlarında kitaptan alıntı yapıyorum konuşmalarımda. Bana kitabınızı armağan ettiyiniz için teşekkür ederim Dinçer Sayan bey. Yazma aşkınız asla tükenmesin.
Kitap 4 birbirinden bağımsız hikayeden oluşuyor.
1.Dilencisi olmayan şehir.
2.Yarı Tanrı.
3.Duası kabul olan köpek
4.Mebus.
İlk hikaye günümüz toplumun yansıtıyor. Ayna tutuyor desem, yeridir.
Geçirdiği kaza sonrasında gözlerini hastanede açan Cafer'in masallar gibi hayatından 7 yıl sonra uyandığı bu odadan çıktığında, ömrünün geri kalanını hayata nasıl adapte olacağını bilmek istersiniz diye düşünüyorum.
Yaşlı dedesinin onun için yaptığı ne gibi fedakarlıklar var?
Bu hikayeden çıkardığım anlam; hepimiz 'ruhu çekilmiş ölüler'iz. Toplum olarak bizim için kurulan düzene ayak uydurmaktan başka bir çözüm üretmek aklımıza gelmiyor.
Hiç denediniz mi? Bir şeyleri değiştirmeği. Mesela hayatınızdan başlamayı denediniz mi? Bu soruyu kendimize sormamız gerek. Eğer kaderimi ben yazsam ilk neyi değiştiririm?
Yalnız bu hikayede değil. Hikayelerin dördünde de bu soruyu sordum kendime. Kurulu düzen mi? Yeni bir başlangıç mı?
Yarı Tanrı...
Abuzer Lord'un tarlasında çalışan, 8 çocuk babası, sofrasında arpadan yapılan çeşit çeşit yemekler bulunan görgüsüz ama çalışkan, adab-ı muaşeret'ten yoksun bir köylü. Yani okurken insanlığınızdan tiksindirecek, gözünü hırs bürümüş bir ırgat. Yazar o kadar güzel işlemiş ki Abuzer karakterini..Yani insan makam olarak ne kadar yükselirse yükselsin, özündeki görgüsüzlük değişemez eğer mayasında yoksa ahlak, maarifet.
"Duası Kabul olan köpek" hikayesi Hırsız isimli bir köpeği anlatıyor. Spoiler olmasın diye detaya girmeyecem ama, makam, mevki sahibi olan