"Aşkta her zaman biraz delilik vardır. Ama deliliğin de her zaman bir nedeni vardır."
Nietzsche nin bu iki cümlesini bir süre daha aklımda evirdim
çevirdim.Yalnız kaldığımızda Nahit'le paylaşmalı mıydım?
Kendime verdiğim cevap, kesinlikle hayır oldu. Nahiti aşka dair cesaretlendirmem doğru olmazdı. Eksikliğini de duymuyordu zaten haspam."
"Anlaşmanın ihtimali yoksa, konuşmanın lüzumu yoktur!" Biraz düşündükten sonra "Bu ne kadar güzel bir cümle böyle.
Yine babaanneninkilerden biri mi?" diye sordu Nahit.
"Ne var? Ben kuramaz mıyım böyle bir cümle? Ama evet, ba-
bannemden çaldım."
"Aradığım cümle bu işte Nermin. Anlaşma ihtimali yok. Sı-fır. Neden cevap yazayım öyleyse? Neden hem kendimi hem de onu yorayım?"
"O yorulmaz" dedim arkadaşımın sözlerinin üzerine. Ne demek istediğimi anlamak ister gibi yüzüme bakınca "Çünkü o bundan besleniyor" diyerek cümlemi bağladım.
"Doğru söylüyorsun. Şair olmak hevesinde olan bir adam başka neden beslenebilir ki? Aşk, meşk vesaire."
İnsan yüzü görmemişti yedi gündür. Yedi gün dediğin o kadar uzun değildi, insanları unutmaya yetmezdi. Ama yıkmaya yeterdi, değerleri, amaçları, sevgileri kül etmeye, baştan sona değiştirmeye yeterdi. Yetmişti de belki. Birçok şeyler erimiş, karışmış, bozbulanık olmuştu Divitoğlu'nun beyninde.