Seeelaaammm! Hak ettiği değerin çeyreğini bile görmeyen bir şaheserle birlikteyiz bu gün. Bu incelemeden sonra kitabı okumaya kalkmazsanız, bu sizin en büyük kabahatiniz. Kitap hakkında doğru düzgün inceleme olmadığı içik ekstra ilgilendim, biraz zor oldu yazmak açıkçası...
Puanım: 9,5 / 10
Bu hikâye, yoksulluğun içinden çıkıp gökyüzüne tutunmaya çalışan bir kızla başlıyor: Ren Monroe.
Ren, Kathor’un alt tabakasında büyümüş ama zekâsı ve azmi sayesinde Balmerick Akademisi’ne bursla girmiştir. Fakat bu akademide hayatta kalmak sadece çalışarak değil, şehirdeki beş büyük ailenin gözüne girerek mümkündür. Ren de tam dört yıldır bu görünmeyen savaşı vermektedir.
Ancak bir gece, küçük bir sosyal etkinlik gibi başlayan bir parti, her şeyin çığırından çıkmasına sebep olur.
Ren, en yakın arkadaşı Timmons, Aşağı Bölge’den gelen cerrah Cora ve Avy ile birlikte, büyük aile varisleri olan Theo ve Clyde’la birlikte kendini halka açık bir geçitte bulur. Büyü kullanımı kesinlikle yasaktır, ama gerilimli bir tartışma sırasında yapılan bir büyü hepsini yüzyıllardır adı lanetle anılan, karanlık Dires Ormanı’na sürükler.
Ve kendilerine geldiklerinde, içlerinden biri ölmüştür.
Orman tehlikelerle doludur; ellerindeki büyü rezervi sınırlıdır, birbirlerine güvenleri kırılmıştır ve yönlerini bilmiyorlardır. Eve dönmek istiyorlarsa birlikte çalışmak zorundalar. Ama her birinin geçmişinde saklanan sırlar, hedefler ve hesaplaşmalar bu birlikteliği giderek zorlaştıracaktır. Ren için bu durum aynı zamanda bir fırsattır: Eğer bu felaketi lehine çevirebilir ve dikkatleri üstüne çekebilirse, yıllardır tırmanmaya çalıştığı basamaklarda yükselebilir. Ama ormanın içindeki tehditler sadece fiziksel değil, akla ve ruha sızan karanlıklar da var. Bu altı kişi arasında güven, ihanet, liderlik, korku