gazeteyi alıyoruz kapıdan
neyi merak ediyoruz/sorsalar bilemeyiz
yine de bakıyoruz başlıklarına
şeytan bilmemnesini sokmuş mu diye
çaydanlığı sürüyoruz ocağa
kayna suyum kayna suyum
kayna da çay içeyim
ben böylesi sabahların
içine de
içine de
o biçim!
beş paralık patronların kapkaç saltanatına
betonda eşelenen tavuk gibi gayretli
tuzakta tilki gibi yaslıyım
belki de en güzeli
en yakışanı
mersedes’e bakıp duran koşu atıyım
kırılırsa bacağım
koşuyu yitirirsem
çekip vururlar birgün
elleri titremeden
vururlar beni!