• Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
    Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme!
  • Susmanın onca güzellemesini yapan Mevlana, ondan da geriye, bir Divan'la bir Mesnevi kalmadı mı?
  • Qara Yanvar, Qanlı Yanvar və ya sadəcə 20 Yanvar — 1990-cı il yanvarın 19-dan 20-nə keçən gecə, saat 23.30-da Bakı şəhərinə keçmiş Sovet İttifaqının qoşun hissələrinin fövqəladə vəziyyət elan edilmədən yeridilməsi və dinc əhaliyə divan tutulması nəticəsində yüzlərlə insanın qətlə yetirildiyi, yaralandığı və itkin düşdüyü qırğın. Fövqəladə vəziyyətintətbiqi əhaliyə elan olunanadək hərbi qulluqçular 82 nəfəri amansızcasına qətlə yetirmiş, 20 nəfəri ölümcül yaralamışlar. Fövqəladə vəziyyət elan edildikdən sonra isə yanvarın 20-də və sonrakı günlərdə Bakı şəhərində 21 nəfər öldürülmüşdür. Fövqəladə vəziyyətin elan olunmadığı rayonlarda — yanvarın 25-də Neftçalada və yanvarın 26-da Lənkəranda daha 8 nəfər qətlə yetirilmişdir. Sovet qoşunlarının qanunsuz yeridilməsi nəticəsində Bakıda və Azərbaycanrayonlarında 146 nəfər öldürülmüş, 744 nəfər yaralanmış, 841 nəfər qanunsuz həbs olunmuşdur; hərbi qulluqçular tərəfindən 200 ev və mənzil, 80 avtomaşın, o cümlədən təcili yardım maşınları, yandırıcı güllələrin törətdiyi yanğın nəticəsində dövlət əmlakı və şəxsi əmlak məhv edilmişdir. Həlak olanların arasında qadınlar, uşaqlar və qocalar, həmçinin təcili yardım işçiləri və milislər olmuşdur.Qara Yanvar faciəsi nəticəsində Sovet Sosialist Respublikaları İttifaqı|SSRİ Konstitusiyası və Azərbaycan Sovet Sosialist Respublikası|Azərbaycan SSR Konstitusiyası kobudcasına pozulmuş, Azərbaycan Respublikasının suveren hüquqları tapdalanmışdır. Qabaqcadan hazırlanan bu təcavüzkarlıq aksiyası Azərbaycan xalqının demokratiya və milli azadlıq uğrunda mübarizəsini boğmaq, xalqı təhqir edərək ona mənəvi zərbə vurmaq məqsədi daşımışdır.
  • Aşkunı saklar idum sînede ammâ şimdi
    Âh idersem beni ayb eyleme fürkat demidür
  • Sünnet imiş, kafir de olsa, verme zarar
    Gönlü katı, gönül inciticiden Allah şikayetçi,
    Allah Şahit...
  • 840 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Bir şiirde terk edilen kız ölür, bir diğerinde sadık sevgili boğulur veya aceleyle yüzerek sevgilisine kavuşmadan önce köpek balıkları tarafından parçalanır; Gray gibi bir şair bir köy mezarlığında yere uzanıp bilinen şarkıları tekrar söylüyorsa, çok sayıda melankoli meraklısını etrafına toplayacağından emin demektir

    #39349776

    #39349970

    #39350410

    #39350279

    Eziyet çekmemiş insan eğitilemez.
    Menandros

    Birinci bölüm baslarken bu söz karşımıza çıkıyor aslında kitabı özetleyen bir söz.

    Kitabın yazılış amacını Johann Wolfgang Von Goethe önsöz kısmında şu şekilde açıklıyor:
    Bu yapıtın bir önsöze gereksinimi belki diğerlerinden daha fazla; her zaman için gerçekleştirilmesi zor böyle bir çalışmaya vesile olduğundan bir dostun mektubu önsöz olarak aşağıda sunuluyor.
    “Değerli dostum, edebi yapıtlarınızın on ikisi şimdi toplu baskı halinde elimizde, onları okuyunca, bazı bilinenleri, bazı bilinmeyenleri görüyoruz, bazı unutulanları ise bu toplu baskı sayesinde anımsamış oluyoruz. Aynı formatta elimizde bulunan bu on iki cildi insan bir bütün olarak görmekten kendisini alamıyor, yazar ve onun yeteneğiyle ilgili kafanızda bir tablo canlanıyor. Yazarın edebi kariyerini başlatan renkli yaşam ve aradan geçen uzun zaman dikkate alınırsa, bu on iki cildin çok az olduğu tartışılmaz. Aynı şekilde tek tek incelendiğinde bu kitapları çoğunlukla özel nedenlerin yazdırdığı, hem dış dünyayla ilgili belli konular, hem de iç dünyayla ilgili belirgin eğitim basamaklarının bunlarda ortaya çıktığı yadsınamaz, o döneme özgü bazı etik ve estetik ilkeler ve görüşler de ağırlıklı olarak mevcut. Bütünüyle bakıldığında, bu yapıtların birbirinden tamamen bağımsız olduğu söylenebilir; hatta bunları aynı yazarın yazmış olduğuna inanmak bile insana güç gelebilir.
    Bu arada dostlarınız araştırmalarına hiç ara vermediler, yaşam ve düşünce tarzınızı daha iyi bilenler bazı bilinmeyenlere açıklık getirmeye, bazı sorunları çözmeye çalışıyorlar, hatta eskiden beri size olan ilgilerine ve sizinle yıllar süren dostluklarına dayanarak, çözemedikleri şeylerde bile ilginç bir yan buluyorlar. Yine de zaman zaman dostça yakınlığımızdan esirgemeyeceğiniz bazı konulardaki katkılarınız bizi sevindirir.
    Sizden öncelikli ricamız, yeni kitabınızda belirli içeriklere göre yazılmış edebi yapıtlarınızı tarihsel sıraya göre anlatmanız, yapıtlarınıza konu olan yaşam şartlarınızı ve ruh halinizi anlatırken, sizi etkileyen örnekler kadar, izlediğiniz ve belli bir bağıntı içinde aktaracağınız kuramsal ilkelere de değinmeniz. Bu uğraşı daha küçük bir çevre için verirseniz, belki bundan daha geniş bir çevrenin de hoşlanabileceği ve faydalanabileceği şeyler ortaya çıkar. Yazar, sevenleri tarafından gelecekte de okunma avantajını geçkin yaşlarına kadar kullanmalı; ani, güçlü bir etkiye sahip yapıtlarla sesini yeniden duyuramadığı dönemler söz konusu olduğunda, özellikle bilginin daha eksiksiz, bilincin daha açık olduğu zamanlarda yapılacak çalışmanın konu olarak yeniden ele alınıp son bir kez gözden geçirilmesi çok eğlendirici ve tazeleyici olabilir, bu, o sanatçıyla yetişmiş ve ondan etkilenmiş kişilerin kültürüne bir kez daha katkı sağlar.”

    Devamında Johann Wolfgang Von Goethe şu şekilde devam ediyor;
    Bu kadar içtenlikle ifade edilmiş olması, bende bu ricayı hemen yerine getirme isteği uyandırdı.
    Yazdığını anlatıyor dostunun istediğin belkide daha güzel olmuştur. Bana görede öyle olmuş güzel bir otobiyografi yazmış

    Johann Wolfgang Von Goethe ’nin sanat yaşamı üç evrede değerlendirilir. Üniversite yıllarından 1775’e kadar süren gençlik döneminin ilk yıllarında, sanat dünyasında yapmacıklı aşkları ve eğlenceli hayatı işleyen bir akım egemendi. İlk şiirlerini bu akımın etkisiyle yazmıştır. Ancak ne bu hayat, ne de bu sanat anlayışı ona uygun değildi. Zaten, bir süre kendisini kaptırdığı o günlerin eleştirisini, birkaç yıl sonra yazdığı “Suça Katılanlar” oyununda bulmak mümkündür. Yine de, kendisi hayattayken en çok etki uyandıran roman “Genç Werther'in Acıları ” bir gençlik dönemi ürünüdür.


    1775’de Weimar’a gidişi ile başlayıp Schiller’le arkadaşlığı ile 1805’e kadar uzayan yıllarda ise klasik sanat anlayışına ulaşmıştır Goethe. Özellikle, roman alanında “William Meister’in Çıraklık Yılları” ve şiirde “Baladlar”, en önemli eserleridir. Yazarlığının bu “klasik” döneminde, daha çok tiyatro oyunları yazdığı söylenebilir.


    Fransız Devrimi'ndeki şiddet ürkütmüştü Johann Wolfgang Von Goethe ’yi ve bu toplumsal patlamaya sırtını dönmüştü. Ancak, insanı eğitmenin, insan ruhunda yatan bencilliği ve uyumsuzluğu yok etmenin yollarından biri olarak tam klasik modellere dayanan güzel, dolayısıyla ahlaksal sanatı tercih ettiği zaman, aslında, Aydınlanma ideallerine bağlılığını sürdürmekte, insan doğasının ve toplumun kusursuz hale getirilebileceği fikrine olan hümanist inancı ortaya koymaktadır.


    1805’den sonraki “geç dönemi”nde ise, bir yandan “William Meister”in ikinci bölümünü ve “Gönül Bağlarını” tamamlamış, bir yandan da İranlı şair Hafızi’nin gazellerinin biçiminden etkilenen “Divan-ı Şarki”yi yazmıştır. Ama hepsinden önemlisi, 1770’den beri tasarlayıp geliştirdiği “Faust”a son şeklini vermesidir. Bugün Johann Wolfgang Von Goethe ’nin en tanınan ve sanatının doruğu olarak kabul edilen eseri kuşkusuz “Faust”tur.

    Johann Wolfgang Von Goethe’nin gerçekçiliği William Shakespeare’e uzanır. Ona göre, William Shakespeare’in trajedilerini “kendi benliğimizde ve özgür istemlerimizde yatan ne varsa tümü, bir bütünün amansız yol alışıyla çarpışır ve gizli bir noktanın çevresinde döner”.

    Johann Wolfgang Von Goethe ’nin Alman edebiyatına etkisi çok önemlidir. İlk dönemlerde, ona karşı çıkan ya da onu izleyenler biçiminde ayrılmalar olmuşsa da, bu duruşların belirlenmesi yine Johann Wolfgang Von Goethe ’yi referans alır. 1900’lerden sonra ise bütün dünya için tartışmasızdır edebiyattaki yeri.


    Otobiyografi okumak için okuyacağınız kişiyi sevmeniz gerekiyor yoksa tamamlamak zor olur ben sevdiğim icin okudum eğer Johann Wolfgang Von Goethe'yi seviyorsanız okuyun sevmiyorsanız kendinize işkence etmeyin
  • "Guzellik Hakk'tan haberi olan bilgi sahiplerinin güzelliğidir.O hal ariflerin halidir.Onu görecek göz nerede? Nerede mana bilgisi?Nerede gül bahçesi?Nerede gül bahçesindeki güllerin aşk kokusunu alacak burun? Sen,şu bedeni benden al da ,beni bedenden kurtar!"

    Divan-ı Kebir c.III,1382