Sonra ismini, dilini yasak eder sarhoş. Emmi! ;)
Kapımda düşüp yıkılan sarhoşu asla sürüp kovmam; evimde şarap varsa korum önüne, otururum onunla, beraber içmeye koyulurum. Konuğum olan sarhoş, canımdır, benimdir o, tacımdır benim, padişahımdır benim o; kalksın başımın üstüne otursun benim, o derece azizdir bana. Dostum, yakınım, beni sarhoş et; az sarhoş olduğum günü ömrümden saymam ben. Ömrümü altın gibi şaraba vakfettiğimden sâkîden başkasının yüzüne bakmam, sâkînin buyruğundan dışarı çıkmam.
Alıntı
Pekiyi, saltanat-ı ilâhiyyede aklın aman diyerek acz içinde kıvrandığı bu düğümler çözülmeyecek midir? Hay hay, çözülecek. Her şey meydana çıkacak. İnsan da bu hakikati görüp başını secdeden secdeye vuracak! Evet, numara kâğıtlarının resmen okunacağı bir gün vardır. Bütün içlerin, dışına vuracağı bir zaman vardır.. Hiç bir kuvvet, hiç bir yardımcı bulunamadığı bir anda, bütün serâir-i saltanat-ı ilâhînin meydana çıkacağı bir dîvan vardır. Zâlimin eyvâh, mazlûmun oh diyeceği bir mekân vardır. Çünkü öyle bir gün kabûl etmezsek o vakit Allah'ın adl ü mağfiret sıfatlarını kabûl etmemiş ve noksan sıfatlı Allah tanımış oluruz ki, o zaman Allah, Allah olmaz!
Sayfa 456 - Yaylacık Matbaası 1984 Baskısı·Kitabı okuyor
Reklam
Ali Paşa (Mehmet Emin Ali) (1815-1871). 15 yaşındayken Divan-ı Hümayun kalemine kâtip olarak girdi. 1835’te Viyana Elçiliği’ne kâtip olarak atandı. Reşit Paşa’nın himayesine girdi, Divan-ı Hümayun’un resmi çevirmeni oldu. 1841’de Londra elçiliğine atandı. 1846’dan sonra yedi kez hariciye nazırlığı yaptı. 1852’den sonra beş kez sadrazamlığa getirildi. Reform programının ortaya konulmasında Fuat Paşa’yla sık bir işbirliği yaparak çalıştı.
Ahmet Şefik Mithat Paşa (1822-1884). Bir yargıcın oğlu. 1836’da Divan-ı Hümayun kalemine girdi. Etkili ve ilerici bir vali olarak ün kazandı. 1868’de Şura-yı Devlet Reisliğine atandı ama Ali Paşa ile arası açıldı. 1872’de üç ay sadrazamlık yaptı. 1876 darbesini başlatanlardan biridir ve darbenin ardından yeniden sadrazam olmuştur. Osmanlı Ka- nun-ı Esasî’sinin hazırlayıcılarından en önemlisidir, 1877’de Sultan Abdülhamit tarafından Arabistan’da Taif’e sürgüne gönderildi ve 1884’te burada padişahın emriyle Öldürüldü.
Rasûlullah (s.a.v);
“İnsanların ayakta durarak, önünde el pençe divan durmalarından hoşlanan kimse, cehennemdeki yerine hazırlansın.”
Din
"Eğitim görmekte olan kişiden gelecek her sorgulama, bir tür direnç olarak yorumlanır, değil mi?"
Reklam
Reklam