Adı:
Çelişki
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750735073
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
“Yanılmıştın… Zaten hep yanılırdın. O günden bugüne geçen yıllar boyunca tüm arzularımda yanıldın. Ömrüm boyunca sadece bir şeylere inanmak ve bağlanmak istedim dostum. Derinlemesine düşünmeden… Uzun uzadıya değil kestirmeden… Her beğenir gibi olduğu şeye ‘süper’ diyen beyaz yakalı gibi üstünkörü… Derinliğin caydırıcılığından ötürü… Misal kaçaklık gibi bir vasatı sevmek istedim, vasata sarılmak, vasatı koklamak istedim. Çabalarımızın ve çabalayanlarımızın imkânsızlığını bildim. Onları beceriksizliklerinden, başarısızlıklarından sarmak istedim.”

Doksanlı yılların sonu… Yolunu kaybetmiş bir ülke ve birçok benzeri gibi yaşadığı toplumla hesaplaşma çabasında yolunu kaybetmiş bir delikanlı. Çevresindeki herkes, her şeyin hızla değiştiğini düşünüyor; oysa yaklaşmakta olan esas değişime kendilerini hazırlamaktan başka bir şey yaptıkları yok. Seçim otobüslerinin masum duyguları solladığı yollarda, kavurucu Akdeniz güneşi altında kaçak bir hayat ne kadar sürdürülebilir ki İyi bir yol arkadaşı yoksa.Çelişki, son yılların cesur kalemi Barış İnce’den zülfüyâre dokunan bir roman…
112 syf.
·Beğendi·10/10
Barış Abi'nin gazeteciliğini hep sevmişimdir. Kendisini yakından tanıma fırsatı bulduğum için de çok şanslıyım.
Harika bir kitap, emeğine sağlık.
Kendisine saygılarımla
112 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Yazar, Savaş'ın arkadaşını gezdirerek toplum eleştirisi yapıyor kitapta... Bir bakıyorsunuz seçim otobüsünde, mübadele ile gelmiş dilini bile konuşamayan birinde, sonra yaşanmışlıkların üzerindeki etkilerini anlatan Zamansız Metin'in yanında...
Bazı bölümlerinde karmaşa yaşasamda genel olarak güzel bir kitap. Üzerinde durup düşünülecek cümlelerle dolu...
Hayatta herkes zıddını arar cümlesi ile başlıyor kitap. Düşünsenize savunduğumuz ya da doğru bildiğimiz şeylerin zıddı olmasa ne için mücadele ederiz.
Tavsiyedir efenim okuyunuz.
112 syf.
·2 günde·6/10
Barış İnce'yi daha önce dergilerde yazılarından okumuşluğum ve kitabına şans ver diye not düşmüşlüğüm var fakat şunu söylemeliyim ki fikirleri okuma hazzı verse de kitabı bütünüyle ele aldığımda aynı hazzı aldığımı söyleyemeyeceğim. Çok önemsenmiyormuş hissi veren bir kurgu girişi sonlara doğru insanı bunaltan bir hale dönüşüyor. Bir de son dönemde okuduğum bir çok yazardan duygular hissettim kitapta. Biraz Barış Bıçakçı, biraz Alper canıgüz, Murat Menteş derken hepsi sevdiğim yazarlar olmasına rağmen bu durum hoşuma gitmedi. Aynı topraklarda, aynı sorunlarla boğuşmanın etkisi olabilir bunun sebebi, zamanla kaleminin daha özgünleşeceğine eminim. Bütün bunlara rağmen o güzel fikirlerinden ve onların verdiği hazdan ötürü diğer kitabını da okuma isteği içerisindeyim ve kendini geliştirmeye devam edeceğinden eminim. Bu yılın benim açımdan umut vaad edeni diyebilirim. Keyifli okumalar dilerim 🤗
Savaş ve Barış, zıtların birliğini oluşturuyor. Dünya tarihine baktığımız zaman zıtlıkların bizi bu medeniyet seviyesine getirdiğini inkâr edebilir miyiz? İkinci Dünya Savaşından sonra iki büyük güç olan Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, neredeyse yarım yüzyıllık bir soğuk savaş dönemine girdiler. Bunun sonucunda iki kutuplu dünyada bir yarış başladı. İki ülke de bilimsel olarak diğerine üstüne gelmeye çalıştı. Her ne kadar zıt olsalar da medeniyetin yirminci yüzyılda hızlı bir şekilde ilerlemesine ve bilimsel bilginin artmasına sebep oldular. Zıtlıklardan doğan bir birlik bugün bulunduğumuz seviyenin belirleyicisi oldu. Bu kitapta da bir iktidar mücadelesini görüyorum. Dünya gibi tek bir bedende birinin ak dediğine diğeri kara diyen, aktiflik ve pasifliğin mücadelesine şahit oluyorum.
112 syf.
Muazzamdı! Kitabın son sayfasını da okuduktan sonra kapatıp kucağınıza koyup, kitabın bitip bitmediğini anlamak için dakikalarca düşünürsünüz ya (Ben öyle yaparım bazen) işte öyle bir kitap. Akıcılığına diyecek yok, kurgusu harika.
112 syf.
·Beğendi·9/10
Barış İnce'nin cesur,gözüpek,yürekli gazeteciliğini hep sevdim ve takdir ettim. Şimdi kitabını okumak da nasip oldu ve kalemini de çok sevdim.

Okumadan önce bu kadar kısa zamanda bir kitap nasıl olur da 5.kez basılır diye düşünmüştüm
Şimdi kitaptan bir kaç alıntı bırakmak istiyorum buraya .. Ve diyorum ki işte tam da bu yüzden..

“Zaman ehlileştirir. Mesela önceden bana sittinsene yaptıramayacaklarını düşündüğüm çoğu şeyi, can ata ata yaptığımı görüyorum . Buna ‘sorumluluk’ diyorlar. Gereksiz sırıtışlar,kibarlıklar,katlanmalar,susmalar...Öğrendim ki zaruret ile esaret arasında ince bir çizgi var.”

“Önceki senle şimdiki sen arasında tecrübe ettiklerinin tutsaklığı var.”

“Gerçekte olduğunla oldurdukları arasında fark var.”
112 syf.
·10 günde·2/10
Alakasız bir mekanda -bir avm nin tuvaletinde görmüştüm kitabın yeni çıktığına dair görseli. Çalıştığım kurumun kütüphanesi üzerinden sipariş verdim ancak gelmesi yaklaşık 4 ay sürdü. Tabii bekledikçe içeriğe ilişkin merak ve beklentim de arttı. Bunda Can Yayınları'nın etkisi de vardı. Ancak son 7-8 sayfa haricinde beklediğimi bulamadım.
Anlatıların giriş kısımlarında bir çerçeve çizilir ve daha sonra cereyan edecek asıl olaylar bu çerçevenin içerisinde yer alır. Okuyucu doğal olarak bir an önce girişin bitmesini ve asıl olay döngüsünün içerisine girmeyi bekler. Çünkü orası daha somuttur, daha akıcıdır, daha sürükleyicidir. İşte benim Çelişki'de eksik gördüğüm nokta bu. Kitabın sonlarına geldiğimde bile hala acaba ne anlatılacak merakı içindeydim.
Örneğin ilk kez sanırım 2. sayfada adı geçen Savaş isimli karakterin kim ya da ne olduğunu öğrendiğimde 110 sayfalık kitap bitmek üzereydi. Sinemada olsa bir karakterin arkasında yatan gerçek kişiliği son karede tanımak çok etkileyici olabilir ve "Ne kadar müthiş kurgulanmış." bile diyebilirsiniz. Ama romanda bu yöntem biraz yavan kalıyor. Bu söylediğim sadece karakter için değil anlatılan olaylar için de geçerli; süreğen bir anlatı var ama nereye vardığı muğlak...
Yakın zamanda akademik bir kitabın önsözünde yönetime yönelik dolaylı siyasi eleştiri görüp şaşırmıştım. Çelişkide ise doğrudan doğruya bir yönetim eleştirisi görülüyor birkaç sayfada. Böyle bir tema bütün bir kitap boyunca işlenebilir ve adı da siyasi roman olur. Ama farklı bir anlatının belirli yerlerine bunları yerleştirmek okuru başka yerlere götürüyor.
İki ayrı sayfada İstanbul'a özgü bir durum olan yürüyen merdivenin sağında durup solundan yürüme uygulamasına atıfta bulunmuş yazar. Türkiye'nin geri kalanında bu durum fazlaca garipsenmiyor, ki tersi olsa bile aynı örneklemeyi iki kez kullanmak niye?
İhtiyari mi gayri ihtiyari mi bilmiyorum ama şu iki sözcüğün kullanımı da romanda dikkatimi çekti: ıspatula ve mele. Emin olamayıp sözlüğü açmama vesile oldu; teşekkür ederim.
Bunca eleştirinin yanında not aldığım güzellikleri de var elbet:
İzmir denince ilk aklıma gelen, bir dönem bulunduğum Özdere'yi bir roman sayesinde yeniden hatırlamak güzel, aynı şekilde Gümüldür'ü de.
Kitapta geçen Sasaniler özelindeki hikaye de etkileyiciydi.
Bir şarkıda ya da bir kitapta başka dilden kısa-özlü bir söze rastlamak hoş oluyor. Çelişki'de de yine böyle bir örnek vardı anlamıyla birlikte verilen: Min en nadimine [Ettiğine yananlardan oldu.]
112 syf.
·Beğendi·10/10
Son zamanlarda okuduğum en özgün eserlerden olmakla beraber, bir şeylere benzetme ihtiyacı hissettim ve aklıma direkt Alper Canıgüz geldi. Onun kadar "farklı" olabilecek bir yazar bulduğuma seviniyorum kitabı bitirdiğimden beri...
Ama tek sorun kitabın sonunu, henüz ilk sayfalardayken tam olarak tahmin edebiliyor olmak. Sonunu çok sezdirmeden de yapabilirdi kurguyu ama olsun, kalemine sağlık Barış İnce'nin!
112 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
‘Gerçeği küçükken bağırmak, büyüdükçe fısıldamak, en sonunda da susmak... Bizi gerçekte sağır eden şey işimize gelmeyeni duymamaya alışmak.’
.
Barış, Savaş’ı anlatıyor. Savaş’a kızıyor, Savaş’ı seviyor, Savaş’la arşınlıyor yolları. Adı ile müsemma Çelişki. Sonuna kadar neler döndüğünü anlıyor ama o çarkın içine hiç girmiyorsunuz çünkü biliyorsunuz girerseniz sizin de bir Savaş’ınız olacak.
Ve sonunda değil mi ki :
‘Her şey zıddıyla kaimdir.’
112 syf.
·3 günde·5/10
BirGün gazetesinden bildiğim Barış İnce ile ilk roman sahibi Barış İnce aynı insanlar değilmiş gibi geldi. Kitaba bi türlü ısınamadım. Nedenini aynı anda bir kitap daha okumama bağlıyorum ancak kendimi kandırıyorum. Çünkü olay çekici gelmedi, kurgu bazı yerlerde solcu bir abi bağırıyor gibiydi. Kahramanımız sadece Savaş değil yazar yüzünden de kendisi olamamış gibiydi.
112 syf.
·Beğendi·7/10
Anlamın, söylemek isteyipte bir türlü söyleyemediklerimizin, içimizde biriktirdiklerimizin, fikirlerimizin, isyanlarımızın bir forma sokulup kitaba, heykele, müziğe dönüşmesiyse sanat; Barış İnce bunu Çelişki isimli kitabında doyasıya yapmış. Aslında bir nevi bizim sessizliğimizin sesi olmuş. Adeta haykırmış gerçekleri. 90'lı yılların sonunu, ülkemizin halet-i ruhiyyesini, ÇELİŞKİ'lerimizi, gayet akıcı ve anlaşılır şekilde suratımıza tokat gibi çarpmış. Okuyun!
112 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Farklı bir anlatım tarzı , farklı bir dünya ÇELİŞKİ ...Toplum sorunlarını irdeleyen , yerinde tespitlerle nokta atışı yapan sade , akıcı ve oldukça kısa bir kitap ....kısa olmasına rağmen etkileyici ....Okuma hazzı veren ve okudukça sorgulatan güzel bir kitaptı ...
Kalp ağrısını hissetmeyen itibarsızlaşmayı neden önemsesin! Acıyı bilmeyen hayal kırıklığını nereden bilsin!
"Ben" olmanın değil, "biz" olmanın güzel olduğu günlere yetişemedik biz senle... Varmış öyle günler.
Barış İnce
Sayfa 32 - Can Yayınları
Albert Camus, “Her başkaldırı bir suçsuzluk özlemidir, varlığa yönelen bir sesleniştir. Ama bir gün olur özlem silahları kendi eline alır, tüm suçluluğu, yani öldürmeyi ve şiddeti omuzlarına yüklenir,” der.
Öfkenin içinde beklenti vardır. Azalarak biten, zamanla yiten şeylerden kork. Bu denli şevkle bağırıyorsa bir insan, bil ki içinde bitmeyen bir şeyler vardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çelişki
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750735073
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
“Yanılmıştın… Zaten hep yanılırdın. O günden bugüne geçen yıllar boyunca tüm arzularımda yanıldın. Ömrüm boyunca sadece bir şeylere inanmak ve bağlanmak istedim dostum. Derinlemesine düşünmeden… Uzun uzadıya değil kestirmeden… Her beğenir gibi olduğu şeye ‘süper’ diyen beyaz yakalı gibi üstünkörü… Derinliğin caydırıcılığından ötürü… Misal kaçaklık gibi bir vasatı sevmek istedim, vasata sarılmak, vasatı koklamak istedim. Çabalarımızın ve çabalayanlarımızın imkânsızlığını bildim. Onları beceriksizliklerinden, başarısızlıklarından sarmak istedim.”

Doksanlı yılların sonu… Yolunu kaybetmiş bir ülke ve birçok benzeri gibi yaşadığı toplumla hesaplaşma çabasında yolunu kaybetmiş bir delikanlı. Çevresindeki herkes, her şeyin hızla değiştiğini düşünüyor; oysa yaklaşmakta olan esas değişime kendilerini hazırlamaktan başka bir şey yaptıkları yok. Seçim otobüslerinin masum duyguları solladığı yollarda, kavurucu Akdeniz güneşi altında kaçak bir hayat ne kadar sürdürülebilir ki İyi bir yol arkadaşı yoksa.Çelişki, son yılların cesur kalemi Barış İnce’den zülfüyâre dokunan bir roman…

Kitabı okuyanlar 195 okur

  • Damla Usluer
  • Büşra
  • ilayda
  • Öznur Acar
  • Kronik Kitapkolik
  • erva
  • Ozan Çetin
  • Nisa Bülbül
  • Tuba Güler
  • Tuğçe Pembe Tarancı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.1 (12)
9
%11.8 (10)
8
%28.2 (24)
7
%21.2 (18)
6
%11.8 (10)
5
%4.7 (4)
4
%2.4 (2)
3
%2.4 (2)
2
%3.5 (3)
1
%0