sahra

Süt Reçelli Mum
Masamda yaktığım mumu söndürdüğümde bir anlığına gözlerimi kapattırıp oraya götürdü beni: Eski evimize, banyomuza, elektrikler gittiğinde açtığımız o aynalı banyo dolabına ve içindeki o muma. Çay tabağına koymuşuz onu, alt tarafı kahverengi, üstü turuncuya benzer süt reçeli gibiydi, kalın bir silindir şeklindeydi. Elektrikler yokken, televizyondan ses gelmiyorken ve mumun bütün salona yaydığı o turuncu ışığın altındayken dikkatle izlerdim onu; üzerinde ufak, belli belirsiz simler vardı sanki, sürekli yakılıp söndürülmekten dışına akan sıvılar donmuştu. Onun ışığı altında duvarda babamın bize elleriyle hayvanlı gölge oyunu yaptığını hatırlıyorum. Ama o kadar eskidendi ki sadece duvardaki kurbağa gölgesini ve babamın elini hatırlıyorum. O günden sonra bir daha hiç yapmadı. O günden sonra elektrikler gittiğinde hep kendi ellerimle hayvan şekilleri yapıp duvara yansıtmaya çalıştığımı hatırlıyorum. O şekilleri yapmayı bıraktığımda elektrikler bir daha gitmedi, o mum bir daha yanmadı; eğer elektrikler gittiyse kesin telefonumun ışığını açıp elektriğin gelmesini beklemişimdir. En sonunda biz o evden taşındık ben de bir daha hayvanlı gölge oyunu yapmadım, kimse de bana yapmadı.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
kafamdaki 1000 tane şeyden biri
Evet, bunu hiç yaşamadım ama öyle yapardım. Zaten aşk denen şey de bu değil mi? O kişiyi yanında, yakınında istemek; eğer bana kaldıysa daha da önemlisi onu hatırladığında huzursuz hissetmemek. Hayatıma giren o sayılı erkeklerin hiçbiri bana huzurlu hissettirmedi. Hep bir daralma hissi verdiler sadece. Onlar aklıma geldiğinde tek düşündüğüm şey bunu nasıl bitireceğim oldu. Karşımdakileri kırıp dökmek istemediğim için kendi kendimi konuşmaya mahkûm ettim, onlarla konuşmaktan mutlu gözüktüğüm o uzay boşluğunun arkasına sığındım. Nefes alamıyordum sanki uzayda bir boşluktaymışım gibi. Ne denizde boğulmaya benziyordu ne de soluk borunu tıkayan bir yumruya. Bu his sadece sessiz ve havasız bir uzay boşluğuna benziyordu. Konuşmaya devam ettiğim her saniye Dünyadan uzaklaşıyor ve boşlukta daha çok kayboluyordum sanki. Dünyadan çıkınca beni hiçbir gezegen istememişti ben de bütün zamanımı beni kabul edecek bir Dünya bulmaya çalışarak harcamıştım. Sylvia Plath’in incirlerin çürümesini izlemesi gibiydi…
Gerçekten Kimiz?
Seyir Başkalarının değil, bizim kendimize yapıştırdığımız etiketler bizi bize yabancı ediyor.
Alıntı
Ruhun kimliksiz olması
Seyir Yılların biri bitip diğeri başlıyor, değişmeyen tek şey insanın sürekli bir arayış içinde olması; “Şimdi oldu.” deyip de asla olduramaması.
Alıntı

sahra

, 2026 okuma hedefini ekledi.
Kendime verdiğim sözü bir kerecik tutmak istiyorum.
2026 OKUMA HEDEFİ
8/200 kitap - %4 tamamlandı
8 kitap okudu
200 kitap
1.549 sayfa
1 inceleme
8 alıntı
Her gün 1 kitap okumalı.