Kitabı daha hiç okumamışlar için şunu söylemeliyim ki çok şey kaçırıyorsunuz. Dili mükemmel, vermek istediği mesajları veriş şekline, karakterlerin derinliğine bayıldım. Ya bir sayfa bile boş geçmiyor. Durmak bilmeyen bir olay zinciri var. O kadar çok hoşuma giden kısım vardı ki ilk defa bir kitap için postit yetiştiremedim. Okuyun, okutun. Spoilersız kısım için son olarak benim kitap içindeki favori karakterim kesinlikle Arm. Neden bilmiyorum. Sanırım benim de kafam en az onun kadar karışık. Kitabı bitireli bir saat olmadı. Bu kitabı okuduğum için hem mutluyum hem de duygu yoğunluğundan ağlamak istiyorum.
Spoilerlı kısım bundan sonrası.
Kitabı okuyanlarla dertleşmek istiyorum. Siz de mi aynı hissettiniz diye.
Arm, Lunulata, Hodbin, Beau ve Dante bir araya gelip Araf'a atıldıklarından sonra yaşanan, Kızılcık'a binişlerine kadar süren yaklaşık 130 sayfa var ya bir günde geçiyor ya hâlâ o şoku atlatamıyorum, o kadar heyecanlıydı ki aylar gibi hissettirdi. Ve bunca şeye rağmen beşinin mutlu olduğu süre 6 sayfa sürdü. Dedim sonunda her şey düzene girdi ama HAİN arkadaş ortaya çıktı. Yazarın Dante ve okur o anda fark etmese bile Beau'nun kendini arada belli etmesi gerçekten kurgunun kalitesini gösteriyor.
Benim Arm'dan sonra ölmesinden en çok korktuğum kişi Öfke'ydi ve öldü ya ağlamaktan bittim. Merhametliydi, çok iyi biriydi. Hodbin ile arası da iyi gidiyordu. Ama öldü işte. Kedinin sesi sanki kulaklarımdaydı. Ben aynı Hodbin ve Lunulata gibi ne anlatacak heyecanındayken, Dante özlemini duyduğu hikayelere kavuşacakken bir anda kaosun içinde bulduk kendimizi. Beau'nun Dante'yi öpeceğine o kadar emindim ki kızın hançerini alıp,onu kelepçeleyip bu ihaneti yapacağı aklımın ucuna bile gelmedi. Dante ve Hodbin affetse bile ben asla affetmeyeceğim.
Neyse Beau'ya baya