Ernest Everhard'in eşi Avis Everhard tarafından 7 asır boyunca ağaç kovuğuna saklanmış gizli belgeler Anthony Meredith tarafından okuyuculara ulaşıyor. Jack London kapitalizmin egemen olduğu bir ülkede; gördüğü vahşeti, eziyeti, adaletin bile parayla satıldığı cehennemi, bütün çıplaklığıyla korkusuzca, acımasızca eleştiren cesur bir yazar olarak tekrar tekrar karşımıza çıkmaktadır. Kendisine hayran olmamak elde değil. Öncelikle topluma karşı umursamaz bir tavır sergilemeyip böylesine gerçekçi bir kitabı bize sunduğu için kendisine teşekkür ederim. Kendisi benim en sevdiğim yazar olmakla birlikte düşünceleri bana aykırı gelen bir yazardır. Sosyalist yanının ağır bastığı bu eserin her satırında onun kafasındaki düşüncelere daha çok yaklaştığımı hissediyorum. Yaşadığı dönemin analiz edip gelecekte yaşanılacak olanları yazabilmek, dahilerin işi. Bu eseri bilimkurgudan ayıran şey kitapta bahsedilen herşeyin yaşanmış olması. Kendi ülkemizde Atatürk vefatından sonra yaşanan ekonomik çöküşler, grevler, eylemler, partizanlık, halkın devlete karşı ayaklanması, askeri orduların sokaklara inmesi vs vs bunların hepsi bizimde başımıza geldi, ne yazık ki.
..
Spoiler vermeden kitabın içeriğine değinmeye çalışayım. Oligarşi toplumunun; proletaryanın kanıyla teriyle emeğiyle beslenip büyümesini ezici bir güç haline gelmesini ele almaktadır. Orta sınıfın kendi halinde takılan bir sorun yokmuş gibi yaşayan genç bir kız olan Avis Everhard, bilim adamı olan babası profesör ve Piskopos Morehouse gibi birçok kahramanın Ernest'den sonraki kendi benliklerindeki değişimi gözler önüne seriyor. Devrimci bir ruhun gelişimine yakından tanıklık ediyor ve eseri bilinmezin ortasında yarıda bırakıyoruz. Çünkü zaman aleyhine işlerken daha fazla yazamazdi.
Dipnot: George Orwell'ın 1984 eserinin Demir