• "Erdaaal Erdaaal! İzlediğin dizi 150 dakkaya çıksın da gecenin bi' vakitlerine kadar başından kalkama e mi Erdal!"
  • Biyologların büyük bir çoğunluğu gibi Diane da dünyanın aşırı karmaşasının somut ve belirgin öğelerden kaynaklanan , görülemeyecek kadar küçükken akıl almayacak kadar büyüğe sıralanan bir dizi fiziksel ya da kimyasal mekanizmayla özetlenebileceğini düşünüyordu.
  • Sanırım Aşk, çok eski bir dizi sahnesinde , bir fotoğraf karesinde , sayfaları saman kağıdınan olan bir kitaptaki altı çizili yazıda , adına şiirler yazılacak kadar güzel şarkılar söyleyen kadınların plaklarında kaldı ...
  • Büyük ölçüde laboratuarlarla ve duvardaki şemalarla sınırlanan çağdaş doğa eğitimi, indirgemeci, yerinden edilmiş ve kişisel olmayan niteliktedir. Doğa, yaşamımızın içkin bağlamı olmak yerine herhangi bir konu haline gelmiştir. Sanki doğa birbiriyle ilişkili canlı bir bağlamın dışında tam olarak anlaşılabilirmiş gibi, fiziksel ve ruhsal olarak bizden koparılmakta, onlar haline getirilmektedir.
    Doğa okur-yazarlığı bir dizi yalıtılmış, dışsal “olgudan” elde edilen bilgilere değil, doğal ve insan toplulukları hakkında derin bir kavrayışa sahip olmaktır. Bu da çok daha bütünsel ve samimi bir eğitim yaklaşımı gerektirmektedir. “Doğa okur-yazarlığı” - doğa ile doğrudan deneyimlerden öğrenme ve bunlara cevap verme becerisi - doğanın birbiriyle ilişkili ve kapsayıcı bir bütün olarak görülmesi demektir.
    David Sobel
    Sayfa 8 - Yeni İnsan Yayınevi
  • Abdülaziz KIRANŞAL

    Bize de böyle bir zamanda imtihan düştü

    Kırk gün boyunca kılıcını bileyerek Hz. Ali’yi öldürmeyi kendisine nasip etmesi için Allah’a dua eden İbni Mülcem gibi din adına, Allah adına, dava adına kendi kardeşlerimizi harcadığımız, acımasızca birbirimize kıydığımız bir zamanda imtihan oluyoruz...

    Uğruna mücadele verdiğimiz değerleri ihmal ettiğimiz, ideallerimizi unuttuğumuz, hedeflerimizden saptığımız, bilincimizi kaybettiğimiz, ihlâsımızı yitirdiğimiz, kardeşliğimizi katlettiğimiz, eminliğimizi mahvettiğimiz, modern bir “Fetret Döneminde” imtihan oluyoruz...

    Kavimleri helak eden içki, kumar, zina, faiz, ırkçılık, eşcinsellik dâhil bütün günahların resmileştiği, kurumsallaştığı, vergiye tabi olduğu, reklâmının yapıldığı, modern bir “Cahiliye Döneminde” imtihan oluyoruz...

    Namazın kötülüklerden alıkoymadığı, tesettürün örtmediği, ilmin istikamet vermediği, nasihatin tesir etmediği, ölümün ibret olmadığı, helalin tercih edilmediği, haramın reyting yaptığı bir zamanda imtihan oluyoruz…

    Sokakta görünce yüzümüzü çevirdiğimiz bütün ahlaksızlıkları ve sapkınlıkları akşam olunca evimizde, eşimizle, kızımızla, oğlumuzla dizi ve film olarak heyecanla takip ettiğimiz, normalde kapımızın önünden bile geçmesine izin vermeyeceğimiz, kızımızın ve oğlumuzun yanına bile yaklaştırmayacağımız şahısları, artist ve sanatçı diye sevip, hayran olduğumuz bir zamanda imtihan oluyoruz…

    Dışarıda savaştığımızı söylediğimiz yedi düvelin tüm kültür ve ahlaksızlığını, dizilerle evlerimize soktuğumuz, faizle ticaretimize bulaştırdığımız, loto, toto ve milli piyangoyla nesillerimize sunduğumuz,hak ve batılı birbirine karıştırdığı bir zamanda imtihan oluyoruz…

    Her ay faiz yiyenlerin, sene de bir ay oruç yiyenlere hayret ettiği, açıktan faiz yiyenlerin açıktan oruç yiyenlere nasihat ettiği, kul hakkı yiyenlerin haktan hukuktan bahsettiği, bir namaz ve oruç ilmihalinden daha çok bir “kul hakkı ilmihaline” ihtiyaç duyduğumuz ahir bir zamanda imtihan oluyoruz...


    Gece yarısına kadar dizi izlemekten şişmiş gözlerimizle, Efendimizin (s.a.s) ayaklarının gece ibadetiyle nasıl şiştiğini, en mükellef sofralarda dolan midelerimizle Efendimizin (s.a.s) açlıktan karnına nasıl taş bağladığını anlattığımız, büyük bir eylem ve söylem krizi yaşadığımız bir zamanda imtihan oluyoruz…

    Randevusuna dikkat etmeyen, aldığı borcu ödemeyen, verdiği sözde durmayan, gıybet etmekten çekinmeyen, yüzüne güldüklerini arkadan çekiştiren, akrabalarıyla dargın, camiden, cemaatten, Kur’an’dan ve zikirden uzak, ihale kovalamakla meşhur, koca koca adamların dava edebiyatı yaptığı bir zamanda imtihan oluyoruz…

    Uğruna bedeller ödediğimiz başörtümüzün bir makyaj malzemesine, sakalımızın bir aksesuara, İmam hatibimizin bürokratik bir referansa, geçmişte verdiğimiz mücadelemizin tatlı bir hatıraya dönüşerek “ruhumuzu” kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığımız bir zamanda imtihan oluyoruz…

    Yüzde doksan dokuzu Müslüman bir millet olmamıza rağmen, yaşadığımız tüm ekonomik, sosyal, siyasi ve ahlaki krizlere dair İslam’ın, Kur’an’ın, Sünnetin ne dediğini, çözüm olarak ne önerdiğini, neleri teklif ettiğini zerrece dikkate almadığımız bir zamanda imtihan oluyoruz…

    Milletçe dün söylediğini bugün inkâr etmek zorunda kalan, bugün övdüğünü yarın yermek zorunda kalan, dengeleri gözetmek için çırpınıp duran, güç merkezi değişince de ortada kalan, önüne gelene iftira eden, Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz, yüzü kızarmaz, bir avuç sosyal medya trolünün elinde kaldığımız bir zamanda imtihan oluyoruz…

    Birçoğumuzun hayatından, namazı, başörtüsünü ve sakalı çıkardığımızda geride İslam namına bir şeyin kalmayacağı bir Müslümanlıkla avunduğumuz bir zamanda imtihan oluyoruz…

    Allah’ımız imtihanı geçenlerden eylesin…
  • #Kitapyorum
    #YaşarKemal
    #FıratSuyuKanAkıyorBaksana

    En eski geleneksel anlatım tarzıyla, çağdaş romancı kimliğini en etkin şekilde kullanarak herkesin sesi olmaya çalışmış ender üstadlardan birisidir...
    Hikayesini, karakterlerini, betimlemelerini öyle içten ve öyle gerçekçi anlatıyor ki ;romanlarında geçen kahramanların dizi dibinde oturuyor, gözlerinin içine bakıyor, bastığı toprakları hissediyorsunuz adeta. Onlarla ağlayıp, onlarla gülüyor heyecanlanıyorsunuz.
    Roman, Vasili ve Poyraz Musa ana karakterleri üzerinden hayat buluyor. Her ikisi de savaş kahramanı. Biri Rum diğeri Türk'tür.
    Lozanda alınan mübadele kararıyla, Rumlar Yunanistan'a gönderilmiş ve savaşlarda yerini yurdunu yitirmiş insanların Ege'deki bu adaya (karınca adası) yerleştirilmelerine karar verilmiştir. Adanın kaderi Poyraz Musa'nın gelişiyle değişir. Adaya sığınan çeşitli kökenlerden insanlar, Poyraz Musa'nın desteğiyle yaşadıkları bütün acılara karşın umudu ayakta tutarak yeni bir yaşamın filizlerini yeşertirler.
    Roman bu iki kahramanın birbirlerini öldürme çabalarının yanısıra Vasili'nin Poyraz Musa'nın hayatını kurtarmasıyla nasıl dostluğa kardeşliğe dönüşünün duygusal bir o kadar da etkileyici serüvenidir.
    Savaşların, sürgünlerin , ölümlerin yarım bıraktığı insanların mücadele ve umut öyküsüdür. Ölüm, çaresizlik, yersiz yurtsuz bırakılmak hangi kökenden olursa olsun hiçbir insana canlıya yakışmıyor.
    Büyük usta'nın hayatı boyunca vurguladığı ve miras bıraktığı vicdan ve insanca kalabilmek düşüncesinin en güzel örneklerindendi
    Okumayan kalmasın derim muazzam bir eser.
    Teşekkür ediyorum