"... kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorladığımız anlar gibi...kendimizi hazırlar gibi,
dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
kazanmış gibi görünürken benliğimizi
Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde bir ânın bütün hayatı kapladığı anlar,
o tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar.
Denemeseniz de, bilirsiniz.
Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar."
"Her orgazm küçük bir ölümdür oysa. Büyük ölümü her erteleyişinde, bu küçük ölümlere sığınırsın.
...
Küçük ölümlerin bile unutturamaz sana, aslında hep şehirde kaldığını. Şehirlerde nasılsa sevişmelerin, burada da öyledir.
Onca yoksulluk varken, sen de aynı acı ve kırık seslerle boşalırsın. Küçük küçük ölerek kaçamazsın suçlarından."
"...Odamın pencereleri,
kim olduğu bilinmeyen milyonlarca insandan biri olan işte benim odamın pencereleri.
(Ne bilinebilirdi ki başka kim olduğum bilinseydi?)
Bir yolun gizemine bakar,
insanların sürekli gelip geçtiği ve düşüncelerin asla giremediği.
Gerçek, imkansızca gerçek bir yol,
bariz, tanınmayacak denli bariz,
Taşların ve varlıkların altında kalmış şeylerin gizemiyle,
duvarlara küf, insanlara ak saçlar serpiştiren ölümle,
her şeyin yüklendiği arabayı hiçbir şeyin yolunda süren yazgıyla birlikte."