" Her şeyi iyi tarafından görmek" gibi bir şey söylenmekteyse de, gerçek şu ki hayat bazen berbattır ve yapabileceğiniz en sağlıklı şey de bunu kabul etmektir.
Özdeğerin gerçek ölçütü kişinin kendini pozitif deneyimleri
hakkında nasıl hissettiği değil, negatif deneyimleri hakkında nasıl hissettiğidir.
Gerçekten özdeğeri olan biri karakterinin negatif yönlerine bakabilir ve açıkça, "Evet arada bir para konusunda sorumsuz davranıyorum," diyebilir. "Evet, sık sık başarılarımı abartıyo-rum"; "Evet, fazlasıyla başkalarının desteğine muhtacım, kendi ayaklarımın üzerinde durabilmem gerekir". Sonra da bu yönlerini geliştirmek için çalışır. Ama her şeyi kendine hak görenler, kendi sorunlarını dürüstçe ve açıkça kabul edemedikleri için yaşamlarında uzun soluklu ve anlamlı bir iyileşme sağlayamaz-lar. Durmadan kafa yaparlar ve sürekli daha fazla inkâr ederler.
Ama eninde sonunda gerçek darbesini vurur ve altta yatan
sorunlar bir kez daha yüzeye çıkarlar. Mesele bunun ne zaman olacağı ve ne kadar ıstırap vereceğidir.
Kendimizi ifade etmek için ne kadar çok özgürlük verilirse, bizimle aynı fikirde olmayan ya da canımızı sıkan birilerinin olmamasını da o kadar fazla istiyoruz. Aykırı bakış açılarıyla ne kadar fazla karşılaşırsak, varlıkları o kadar fazla canımızı sıkıyor. Yaşamlarımız kolaylaştıkça ve sorunlardan arındıkça, daha da iyi olmalarının en doğal hakkımız olduğunu düşünüyoruz.
Internet ve sosyal medyanın yararları tartışılmaz biçimde
olağanüstüdür. Birçok yönden yaşamak için tarihin en iyi dönemindeyiz. Ama bu teknolojilerin belki de istenmeyen yan etkileri var. Belki bunca özgürleştiren ve eğiten teknolojiler aynı zamanda insanların her şeye hakları olduğu duygusunu hiç olmadığı kadar azdırdılar.