unutuş bir kaynak olmalı,
yeni'yi her an'a yaymak için.
ben sana olmalıyım,
bana sen bir kaynak.
görüyorum geç; kıyım çok yakın!
biliyorum artık mut uzaklığını.
sen yüzümü götürmüyorsun,
kendi gözüne bile!
gerçek bilinsin, diliyoruz,
düz, eğri, çaprazı ya da değirmi.
güzeldir açığa çıkışı yüreğin,
sen bil ki, ben de seveyim!
söyler, hiç anlamayana da, görmeyene de.
ama, gizinin şifresini sunar bakana!
bir yıkık anının, bir çökmüş anının
boşluklu cinnet torbasında,
bekliyor hep onu unutmaklı olanı,
duruk sevgisini; kılıfından sıyrılmışcasına...
yaşamını bir çocuk başı gibi görüyor o,
ve yazgısı saçlarını karıştıran yönü belirsiz esinti.
bu rüzgâr güleç bir yoldan tarihe geri gönderiliyor,
eşzamanıyla ilerleyişin, bulanıklığa ve deliliğe.
kimin? son inancı hangi parmaklar imleyebilir?
böylesine ıslak gözlerim evrenin köleleri mi?
kanımın mezarlarını her an yeniden kazan
sonsuz kokulara dayanabilir miyim?
ve biri kalabilir, aşkın yürekte, bilinmeyen
gezegenlerin dokusunda saklanan cesaretin
birikimini saymak için...