Türkiye’de Batı örneğine uygun bir toplum ve devlet düzeni kurmayı hedefleyen, bu hedefe ulaşmak için yerli kültürü ve tarihi kimliği reddeden ve bu değerlerin asli kaynağı olan İslam’ı gelişmenin engeli olarak gören batılılaşma sürecinin en hareketli ve en problemli döneminde yaşamış çok yönlü bir müderrisin, resmi talep üzerine söz konusu süreçte yaşanan gelişmelerin İslam üzerinde yarattığı tartışmalara, ortaya çıkardığı dini problem ve ihtiyaçlara Kur’an ve tefsiri açısından bir çözüm ve cevap olmak üzere hazırladığı, tahrip edilen İslami değerleri modern bilgilerle hazırlanmış yeni kalıplar içinde yerli yerine oturtma mücadelesi veren bir tefsir olarak dikkatedeğer bir çalışmadır.
Müslüman psikologların Batı’nın duygusal olarak mesafeli, ahlaki açıdan nötr ve değerlerden bağımsız empatik terapist modelini terk etmeleri gerektiğini kesinlikle inanıyorum.
Psikolojinin sınırları, materyalist felsefenin spekülatif yaklaşımları ve ateist temelli teorilerle karıştığında, çarpıtılmış insan kavramını, Tanrı’ya ve dine karşı düşmanca bir tutumu teşvik ettiği görülür.