Dildar

Dildar
Bozuluşa uğrayanın bozulmaması, şans ve şansızlıktan sadece şansın var olması ve sürekli değişenin daima sabit kalması gibi yalnız bir kişiye değil herkese ait olan ortak hal ve huyların bize ait olmasını istersek tabiattan kendinde olmayanı istemiş oluruz. Halbuki tabiatta olmayanı isteyen kimse var olmayanı istemiş olur. Var olmayanı isteyen arzusunu gerçekleştiremez. İsteğini gerçekleştiremeyen kimse de mutsuz olur. Gelip geçici şeyleri arzulayan, edindiği ve sevdiği şeylerin bu türden olmasını isteyen kimse mutsuz, arzusu tam gerçekleşen ise mutlu olur
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İçinde yaşadımız oluş ve bozuluş dünyasında değişmezlik ve süreklilik yoktur. Ancak bizim için zorunlu olarak akıl âleminde bulunan değişmezlik ve süreklilik sözkonusu olabilir. Öyleyse sevdiklerimizi yitirmemek ve isteklerimize ulaşmak istiyorsak akıl âlemini gözetmeli; seveceğimizi, elde edeceğimizi ve isteklerimizi oradan beklemeliyiz. Eğer böyle yapacak olursak hiçbir kimse bizim edindiğimiz değerleri gasbedemez, hiçbir el bizim aleyhimize onlara sahip olamadığı gibi sevdiğimiz o aklî değerleri yitirmemiz de sözkonusu olamaz. Çünkü onlar tehlikeye maruz kalmaz ve ölmezler; bir başkasının talip olması bizim onlara sahip olmamızı engellemez.
İnsan sanatlarının değer ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir. Felsefenin tarifi: 'İnsanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesidir.' Çünkü filozofun bilgiden amacı gerçeğin bilgisini yakalamak, davranışının amacı ise sürekli fiil değil, gerçeğe göre davranmaktır. Çünkü biz gerçeğe ulaşınca [o yöndeki] fiilimiz sona erer.
el- kindî'nin Mu'tasım- Billaha ilk felsefe üzerine yazdığı kitap·Kitabı okuyor
eşya (nesneler) yalnızca birer “şey” değil, Hakk’a işarette bulunan birer ayettir de; şu halde araştırmacı, bu ayetlere hayvanlardan farklı biçimde bakmalıdır. Böyle olmalıdır; çünkü ağacı, dağı, suyu… bir hayvan da görmektedir; fakat onlar için sadece ağaç, dağ ve su olmaktan ibarettir ve duyuları aracılığıyla onlardan ihtiyaçları yolunda faydalanır. Fakat Allah insana eşya (nesneler) üzerinde derin derin düşünebilsin ve bu ayetleri aracılığıyla hakikati araştırsın diye, onların maddi ve fiziki görünümlerinin ötesini kavrayabilmesini sağlayacak bir akıl ihsan etmiştir. İnsanların hakikati keşfedememesinin ve dalâlete düşmesinin nedeni, eşyayı “ayetler” olarak mütâlaa etmemeleri ve eşyanın bu vechesinden yüz çevirmeleridir. Eğer onlar, peygamberlerin mesajına bile bile zihinlerini kapamasalardı, bu mesajı kavramaları, onu kendilerine rehber edinmeleri hiç de zor olmayacaktı.
Dünyadaki tüm telaş, zahmet ve meşakkati insan, "Sadece bu dünya vardır" inancıyla çekmektedir. Oysa gerçek, insanın ister istemez kendini Allah'ın huzurunda bulacağıdır.
İnşikâk sûresi