her ifade biçimi (kur’anî, bilimsel, felsefi vb.) kendine özgü bir gramatik yapıya sahiptir ve bu yapı,ifadenin anlamını doğrudan belirler.anlam, dilin dışında sabit bir şey değildir; dilin kullanım biçiminden doğar.bu nedenle Kocabaş, düşünmenin sağlıklı biçimde gerçekleşmesi için önce dildeki ayrımların fark edilmesi gerektiğini vurgular.günlük dilde ve akademik dilde kullandığımız ifadeler çoğu zaman farklı türlere aitken aynı türmüş gibi işleniyor.bu kitapta dilin yalnızca bir iletişim aracı değil,aynı zamanda düşüncenin biçimi olduğunu ortaya koyuyor.yalnızca kelime düzeyinde değil, mantıksal ve kavramsal düzeylerde de çözümlenmesi gerektiğini savunuyor.Bu yaklaşımlarda dil-felsefe, mantık ve anlam teorisi arasında bir köprü kurmaya çalışıyor. Aynı zamanda temel inanç ifadeleri, teorik- hipotetik ifadeler, hal ifadeleri gibi dil içindeki kullanım alanları farklı olan türlerin gramatik ayrımına dikkat çekmiş.
Kocabaşın Terminolojisine Göre;
DİL- Kocabaşa göre dil,yalnızca iletişim aracı değildir, düşünmenin zeminidir.İnsan, dili kullanarak düşünür, yani dil düşünceden sonra gelen bir şey değil, onunla eşzamanlı bir faaliyettir.
ANLAM-Kelimelerin veya cümlelerin dış dünyada ki nesnelere gönderme yapmasıyla sınırlı değildir. Kocabaş için anlam, bir ifadenin kullanıldığı gramatik yapı ve mantıksal bağlam içinde ortaya çıkar. Yani anlam, dilin içsel düzeninden doğar. Kelime değil , ifade anlam taşır.
İFADE- Bir düşüncenin dile geçiş biçimidir.Ancak her ifade aynı türden değildir.Kocabaş, ifadeleri kendi ‘’gramatik türlerine’’ göre ayırır. Kocabaşa göre dil,yalnızca insanlar arasında iletişimi sağlayan bir araç değildir, düşünmenin kendisi zaten dilin içinde gerçekleşir.Klasik anlayışa baktığımızda düşünce önce ortaya çıkar, sonra dil bu düşünceyi dışa aktarmak için