düşünmek benim için artık sadece kafamda dolaşan fikirler değil, aynı zamanda sorumluluk gerektiren bir süreç.bu süreçte,düşünmenin pasif bir şey olmadığını, aksine bilinçle ve dikkatle yapılması gereken bir çaba olduğunu gördüm.kendi zihnimi ve varlığımı sorguladığım bir alan, her adımda kendimi, düşüncelerimi ve neden böyle düşündüğümü fark etmemi sağlıyor.İnsan, düşünerek hem kendini hem de varlığı anlamaya çalışıyor.Hakikati aramak sadece doğruları bulmak değil,aynı zamanda eksikleri, belirsizlikleri ve kendi ön kabullerimi fark etmemle de ilgili.bu yüzden düşünmeye yaklaşımım, sorular sormak, kavramları birbirine bağlamak ve her düşünceyi dikkatle değerlendirmeye çalışmam diyebilirim.bazen bir kavramı veya düşünceyi sorguladığımda, yeni bağlantılar ve farklı bakış açıları ortaya çıkıyor; bu, düşünmenin ne kadar dinamik ve canlı bir süreç olduğunu gösteriyor.düşünmek hem özgürlük hem de sorumluluk. düşünmek benim için sadece kafamda dolaşan fikirler değil; varlığı ve hakikati anlamaya yönelik, sorumluluk ve özgürlükle yürütülen bir süreç.her düşünce bana kendimi daha iyi tanımamı, düşüncelerimi sorgulamayı öğretiyor..
Yasin Ramazan’ın düşünmenin alfabesi kitabıyla, eş zamanlı okundum bu kitabı beraber değerlendirmek istiyorum;
İlk olarak düşünme kavramını ele aldım;
Yasin Ramazana göre düşünme, insanın kendini ve dünyayı anlamasının temel aracıdır.düşünmeyi yalnızca zihinsel bir faaliyet olarak değil, insanın varoluşuna yön veren bir eylem olarak görür. Düşünmek, hakikati aramak için sorumluluk üstlenmek demektir. Bu yüzden düşünme bir tür özgürlük ve yükümlülük arasında salınan bir çabadır.
Ömer Mahir Alper
düşünmeyi felsefi faaliyetin kalbi olarak tanımlar. Onun için düşünme, sorularla başlayan, kavramlar üzerinden ilerleyen ve hakikati temellendirmeyi amaçlayan