eşya (nesneler) yalnızca birer “şey” değil, Hakk’a işarette bulunan birer ayettir de; şu halde araştırmacı, bu ayetlere hayvanlardan farklı biçimde bakmalıdır. Böyle olmalıdır; çünkü ağacı, dağı, suyu… bir hayvan da görmektedir; fakat onlar için sadece ağaç, dağ ve su olmaktan ibarettir ve duyuları aracılığıyla onlardan ihtiyaçları yolunda faydalanır. Fakat Allah insana eşya (nesneler) üzerinde derin derin düşünebilsin ve bu ayetleri aracılığıyla hakikati araştırsın diye, onların maddi ve fiziki görünümlerinin ötesini kavrayabilmesini sağlayacak bir akıl ihsan etmiştir. İnsanların hakikati keşfedememesinin ve dalâlete düşmesinin nedeni, eşyayı “ayetler” olarak mütâlaa etmemeleri ve eşyanın bu vechesinden yüz çevirmeleridir. Eğer onlar, peygamberlerin mesajına bile bile zihinlerini kapamasalardı, bu mesajı kavramaları, onu kendilerine rehber edinmeleri hiç de zor olmayacaktı.
İstediğin olmazsa acı çekersin.
İstemediğin bir şey olursa yine acı çekersin.
İstediğin şey tam olarak olsa da yine acı çekersin, çünkü onu kaybetme riskin vardır.
Zihin böyle belalı bir şeydir.
Değişimden, hayatın koşullarından özgür olmak ister fakat değişim hayatın kanunudur, ne kadar dirensen de bu gerçeği değiştiremezsin.
Sokrates
Dünyadaki tüm telaş, zahmet ve meşakkati insan, "Sadece bu dünya vardır" inancıyla çekmektedir. Oysa gerçek, insanın ister istemez kendini Allah'ın huzurunda bulacağıdır.